9/5/2008
İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 1-1
Kategori: Belirtilmemiş
İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ
“İnsan değerli bir kristal gibidir, her an kırılabilir, kırılan parçalar sizin ve müşterinizin ellerini kesebilir. İşte bu yüzden insan kaynakları yönetimi dikkat ister, sabır ister, hoşgörü ister, motivasyon ister kısacası liderlik ister” [1]
1. İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNE GENEL YAKLAŞIM
İnsan,amaçlarına ulaşabilmek için başkaları ile işbirliği yapmaya ve tek başlarına ulaşamadıkları amaçlarına bu işbirliği sayesinde ulaşmaya çalışırlar.Hedefe insanla gidilir.Kişi kendisiyle ve çevresiyle uyum içerisinde olduğu,değişimler karşısında yeniden denge haline geçebildiği, iç ve dış güçlerini harekete geçirebildiği taktirde sağlıklı sayılabilir.[2]
İşletmeler insanlardan meydana gelen bir topluluk olduğundan insan önemli bir üretim faktörüdür.İşletmeler yüksek nitelikli ve işletmeye bağlılığı yüksek iş gören ve yönetici çalıştırmalıdırlar.Çünkü bu kişiler kendi alanlarına ilişkin kararları kendileri verdiklerinden işletmeye önemli avantajlar sağlayacaklardır.Günümüzde bir bireyin yetenek ve ancak bir veya nadiren maksimum davranışları ve bu davranışların nedenlerini bireysel nitelik ve özelliklerden hareketle incelemeli ve sorunlara sadece ekonomik açıdan değil sosyal açıdan da yaklaşabilmelidir.Yönetici yönetsel etkinliği sağlayabilmek için iş görenin ise,işletmeye ve yöneticiye karşı tutumlarını ölçmeli ve olumsuz tutumların nedenlerini araştırıp bunları ortadan kaldırma yollarını araştırmalıdır.[3]
İnsan Kaynakları Yönetimi insana odaklanmış, iş gören ilişkilerini yönetsel bir yapı içinde ele alan, kurum kültürüne uygun iş gören politikalarını geliştiren ve bu yönüyle kurum yönetiminde kilit bir işlev görevini görür. enm.blogcu.com. Böylece insan kaynakları yönetimi hiç alışık olmadığımız ve tamamen yeni yaklaşımlardan,ilkelerden çok, kurumdaki tüm çalışanlar arasındaki ilişkilerin nasıl gerçekleştiğini anlamaya ve bunların nasıl olması gerektiğini belirlemeye çalışan, iş gören yönetimini ele alan stratejik bir yaklaşımdır.[4]

Bu çerçevede, İnsan Kaynakları yönetiminde amaç; bireylerin kişisel gelişme istekleri ve hedefleri ile organizasyon hedeflerini entegre ederek (ortak, paylaşılan bir hedefe) kurumsal mükemmelliğe ulaşmaktır.[5]
1.1.İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNİN KAPSAMI
İKY, genel olarak kurumlardaki insan ilişkilerini ele alan, oldukça karmaşık ve kapsamlı bir alandır. Bunun başlıca nedeni, insan ilişkilerinin bir bütün olarak görülmesi ve incelenmesindeki zorluklardan ileri gelmektedir. İnsan ilişkilerinin tanımlanmasındaki zorluk, insan ilişkileri ile ilgili olan İKY’ nin tanımlanmasını ve kapsamının çizilmesini zorlaştırmaktadır.
Uğraşı alanı, amacı, kullandığı teknoloji ve büyüklüğü ne olursa olsun her kurumdaki en önemli öğenin insan unsuru olduğu belirlenmiştir. Bu durum, aynı amacı gerçekleştirmek üzere bir araya gelerek bir örgüt oluşturan insanların arasındaki ilişkilerin, farklı bir gözle ve yeniden ele alınmasını gerektirmiştir. İKY bu farklı bakış açısını sunmak üzere ortaya çıkmıştır. İKY personel yönetimi işlevlerini de içeren, ancak bununla sınırlı kalmayan bir perspektife sahiptir. Personel yönetimi; iş görenlerle kurum, kurumla devlet arasında ve daha çok çalışanlarla ilgili mali-hukuki ilişkileri içeren bir bölüm niteliğinde olup insan kaynakları yönetiminin önemli bir alt çalışma alanını oluşturur. İKY; eleman ihtiyacının belirlenmesi, eleman ilanlarının yapılması ve uygun elemanların seçilerek kurum kültürüne alıştırılmalarından, iş gören motivasyonu, performans değerlendirmesi, çatışmaları çözümü, bireyler ve gruplar arası ilişkilerin ve iletişimin sağlanması, yönetim-organizasyonun geliştirilmesi, yeniden yapılanma sağlıklı bir kurumsal iklimin oluşması, “biz” duygusunun gelişmesi, çalışanların eğitimi ve gelişmesine kadar bir çok uygulamayı kapsamaktadır.
İKY nin temel amacı kurumun hedeflerine en verimli biçimde ulaştırılmasıdır. Bunun gerçekleştirilmesinde insanın en önemli rolü oynayacağı inancı ile insan kaynakları yönetimi insan ilişkilerine yönelmiştir. Böylece insan kaynakları yönetimi işle ilgili sorunlar ve insan ilişkileri üzerinde yoğunlaşarak kurumun geleceğe hazırlanmasını ve başarılı olmasını sağlamaya çalışır.[6]
İnsan Kaynakları Yönetimi,insan gücünü, bir yatırım unsuru olarak kabul eder ve insan kaynağına ait problemlerin çözümünde pasif ve reaktif bir yaklaşım yerine,önceden hazırlanmış bir program ile yaklaşır.Ve örgütsel amaçlar ile bireysel amaçları bir arada ele alan bir yaklaşım kullanır.[7]

1.2.İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNİN İŞLEVLERİ
İnsan her şeyin odak noktası ve ölçüsüdür.Hangi sorunu derinlemesine irdelerseniz ‘’insanlar’’la karşılaşırsınız.Ürün ve hizmetin kalitesi;çalışanların kalitesi ile başlar.[8]
· Örgütün iş tanımları ve gerekleri için iş analizleri yaptırmak
· Örgütün amaca ulaşabilmesi için gerekli olan personel ihtiyacını belirlemek
· Örgütün amacına ulaşması için gerekli personeli seçmek ve yerleştirmek
· Personeli yönlendirmek ve eğitmek
· Kariyer planlaması yapmak
· Performans yönetimini ve ölçümünü yapmak
· Ücret planlaması yapmak
· Personeli ödüllendirmek ve motive etmek
· İşletmelerde şirket kültürünü oluşturmak
· Stratejik insan gücünü planlamak [9]
· İşletme kaynaklarını,işletmenin amaçlarını ve sınırlarını belirlemek
· İşletme yöneticisinin ve yönetim kademelerinin kişisel değerlerini kullanmak
· Olanak ve riskleri belirlemek,değerlendirmek ve kullanmak
· Seçilen stratejiye ilişkin ayrıntılı programları hazırlamak [10]
· İşletmede ast-üst ilişkilerini iyileştirmede,etkin bir emir kumanda sistemi geliştirme
· İşletmede insan gereksinimine önem verilmesi ve çalışanları iş görmeye özendirici araçların kullanılması
· Etkin iş gören kontrol sistemlerinin kullanımı [11]
· İnsan yeteneklerinden ve gücünden ve yaratıcılığından azami fayda yaratmak
· Verimliliklerini arttırmak
· İş yaşamının kalitesini arttırarak işgücüne,iş tatmini sağlamak
· İş görenin gelişmelerine imkan tanımak
· İşbirliği ve dayanışmanın yeşerdiği bir çalışma ortamı yaratmak [12]
1.3. İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNİN TARİHSEL PERSPEKTİFİ
1.3.1. KRONOLOJİYE GÖRE:
İnsanlar yaşadıkları ilk dönemlerden günümüze kadar hep bir gelişme içinde olmuşlar,daha ileriye,daha yeniye,daha farklıya ulaşma çabası içinde olmuşlardır.Bu arayış,toplumsal gelişme bakımından dikkat çekicidir.Toplumsal gelişme dönemleri kabaca ele alındığında insanlığın günümüze kadar dört temel aşamadan geçtiği söylenebilir.Birincisi;ilkel insanlarda hayat temel fizyolojik ihtiyaçlar üzerine kurulmuştur ve bu dönemde insan ile doğanın iç içe olmaları söz konusudur.Deneme yanılma yoluyla öğrenme,basit doğal araç-gereçlerin kullanımı söz konusudur.Yine hayatı etkileyen önemli bir ayrıcalık göçebe biçimdeki günlük yaşamdır.İlkel insanlar için çevreye egemen olmaktan ziyade kendini koruma çabası ön plandadır.İkincisi; tarım toplumu olarak bilinen toplumsal hayat biçimi,insanların toprağı keşfetmeleri,tarımla uğraşmaları sonucu ulaşılan bir aşamadır.Tarımın yapılabilmesi ile yani toprağın işlenebilmesi ile tarımda yerleşik hayat başlamış ve küçük köyler oluşmuştur.Böylece insanlar ilk olarak birlikte yaşamaya başlamışlardır.İnsanların ilgisi toprak ve tarıma yönelmiş,toprak temel sermaye olmuştur.Üçüncüsü;sanayi toplumu tarımsal üretim artışı ve özellikle ürünlerin taşınma ihtiyacının bir sonucudur.Bu döneme geçişi sağlayan ana olay ise buharlı makinenin icadıdır ki bu sanayi devriminin başlangıcını oluşturmuştur.Buhar gücü ile çalışan gemilerin,üretilen mamulleri uluslar arası düzeyde taşıyabilmesi,yine çeliğin bulunması ile döşenen raylar ve lokomotiflerle adeta yeni dünyalar keşfedilmiş ve o dönem itibariyle dünya birden küçülmüş,ulaşım ve iletişim birden hızlanmıştır.Sanayi devrimi ile başlayan bu dönemde insan ile işin arasına üçüncü bir faktör olan makine girmiştir.Büyük yerleşim yerleri bu dönemde kurulmaya başlanmış,şehir hayatına geçilmiş,işçi sınıfı doğmuştur.Bu dönemde temel sermaye makineler ve sanayi olmuş.Dördüncüsü ise;bilgi toplumu hızlı sanayileşme,yoğun teknolojinin üst noktaya çıktığı bir dönemde özellikle 1940’lı yıllarda günlük hayata girmeye başlayan bilgisayar yoluyla gündeme gelmiştir.Bilgisayar teknolojisinin sağladığı hızlı iletişim olanakları bilginin çok kısa sürede ulaştırılabilmesini sağlamıştır.Bu durum beraberinde baş döndürücü bir hızla artan bilginin üretimi,planlanması,ulaştırılması,en uygun bilginin uygulamada kullanılması başlı başına bir iş alanı,bir sektör olarak öne çıkmış bulunuyor.Bilgi,temel sermaye,ana güç halini almıştır.Bilgi çağı beraberinde yeni anlayışlar,yeni yönelmeler de getirmiştir.Globalleşme,küreselleşme,post-modernizm gibi kavramlar öne çıkmaya başlamıştır.Bilginin sahibi,yani üreteni ve tüketeni insan olduğuna göre diğer bir ifade ile bilgi insan aklının ürünü olduğuna göre bu dönemde yani bilgi toplumunda insan en önemli unsur olarak öne çıkmıştır.Bir anlamda bilgi toplumuna geçiş süreci,insan kaynağının önemini yeniden gündeme getirmiş ve insan kaynakları yönetimi başlı başına bir konu halini almaya başlamıştır.[13]
İKY’ nin 1980’lerin başından itibaren yükselişe geçtiğini ve pratiğe döküldüğünü görüyoruz. İKY’ nin tarihçesi 1950’li yıllara kadar uzanmaktadır.Amerika’da bu dönemlerde gelişmeye başlayan kavram 1980’lerin ortasına kadar pekte gereken ilgiyi çekmemiştir. 1980’lerin ortasından itibaren İKY’ nin yıldızının parlamasının pek çok nedeni vardır. Bunların en önemlilerini şöyle sıralayabiliriz;
[1] www.geocities.com (ARGUN Tanju)
[2] 8.ULUSAL YÖNETİM VE ORGANİZASYON KONGRESİ-25,27Mayıs 2000 Nevşehir-BUMİN Erol,ŞENGÜL Arzu-s:571
[3] BİRDAL İlker,AYDEMİR Nilgün-YÖNETİM TEORİLERİ-Sistem yay.İST.1992-s:105
[4] FINDIKÇI İlhami-İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ-Alfa Yayınları Yönetim Dizisi,3.Baskı-Ocak 2001-s:14
[5] www.softwareag.com (EMİR Dilek)
[6] www.5mDergi.com/agustos2000 (ERDOĞAN Hande)
[7] 8.ULUSAL YÖNETİM VE ORGANİZASYON KONGRESİ-a.g.e.-s:571
[8] 8.ULUSAL YÖNETİM VE ORGANİZASYON KONGRESİ-a.g.e.-s:571
[9] FINDIKÇI İlhami-a.g.e.-s:12,13
[10] TOKAT Bülent-PROF.DR.İLHAN CEMALCILAR’IN HATIRASINA ARMAĞAN-Anadolu Ü.İİBF Yay No:84 ESKİŞEHİR 1990-s:331
[11] BİRDAL İlker,AYDEMİR Nilgün-a.g.e.-s:105
[12] 8.ULUSAL YÖNETİM VE ORGANİZASYON KONGRESİ-a.g.e.-571

