» EMEK TEMELİNE DAYALI TEKNİKLER -5

Yayinlanma Zamani: 2012-01-24 01:22:00





Gürültünün sınır değerlerde 90 DB civarında olduğu hallerde bina içi yöntemler yeterli olabilir. Fakat 100 DB’ in üstünde olduğu durumlarda gürültü seviyesini 30 DB düşüren kulaklıklar kullanılabilir.

4.4. TİTREŞİM

Kinestatik duyu organlarında, kas, bağ ve eklem algılama sistemlerinde, iç kulak denge organında, derinin duyarlı kıl dibi ve deri altı organlarında, alt ve üst etraf kılcal damar ağında zararlı etkiler gösteren titreşimlerin önüne geçilmelidir.

Titreşimin çalışma koşullarında en açık örneği, soğuk havada sürekli olarak kaldırım taşlarını ve asfaltları havalı çekiç kullanarak parçalayan ve devamlı bu işle uğraşan işçilerde görülmüştür. İşçinin elleri beyazlaşır, soğur ve daha önce belirtilen diğer rahatsızlıklar ortaya çıkar.

4.5. ZARARLILAR

Ayrıca çeşitli işyerlerinde hijyenik kurallara uyulmadığı için bulunabilen, pek çok işçinin hastalanmasına, işgücünü yitirmesine ve önemli sayılarda da ölümlere yol açan organik ve inorganik zararlılar bulunmaktadır. Bunlar, bakteriler veya kimyasal maddeler olabilir. Fizyolojik güç ve kapasite kayıplarına neden olan, işgörenin verimliliği üzerinde olumsuz etkileri bulunan bu zararlılardan korunmak için hijyen koşullarına önem verilmeli, koruyucu elbiseler, eldivenler ve maskeler kullanılmalıdır.

4.6. İNSAN – MAKİNE ARAKESİTİ
Göstergeler
Bir makinenin etkili kullanımı ve aksaksız işleyişi insan – makine iletişiminin mükemmelliğine bağlıdır. Bu nedenle, makinelerin tasarımında, insan faktörünü ve insanları özelliklerini de  dikkate almak zorunludur. Nitekim, insanların çeşitli yetenek ve kapasitelerini zorlamak, ancak belli ölçüler içinde mümkündür. Bu arada, makinelerin göstergelerinin ne kadar gösterişli olduğundan çok, bu göstergelerin operatöre gerekli bilgileri ne ölçüde, açık ve seçik verebildiği önemlidir. Göstergelerin verdiği bilgiler en doğru ve en çabuk bir şekilde algılanabilmelidir. 12

12  Dr. Necmettin Erkan, “Ergonomi”, MPM, Ankara, 1996, s.169

Göstergeler şekillerine göre ikiye ayrılır:
Bir sistem yada makinenin açık x kapalı, devre x devre dışı  gibi tekli devre değişkenli bilgilerini aktaran göstergeler kalitatif göstergelerdir. Bu göstergelerin avantajı, sesli ve ışıklı olduklarından hangi yer ve doğrultuda olursa olsunlar, tüm ilgililere aynı anda ulaşabilmeleridir.

Sayısal değerler veren kantitatif göstergeler analog (ibreli) ve dijital (sayaç) olmak üzere 2’ ye ayrılır. Tam ve doğru bilginin önemli olduğu yerlerde dijital, çabuk okunması gereken ve yaklaşık değerlerin yeterli olduğu yerlerde analog göstergeler kullanılır.

4.7. DİNLENME SÜRELERİ

Çalışanların uzun süre verimli olarak çalışabilmeleri için bir kişinin yaptığı işlerin gerçek enerji karşılığı 2000 kcal’ yi ve 24 saatlik toplam enerji sarfının da 4300 kcal’ yi geçmemesi gerekir. Eğer bir kişinin dakikadaki enerji gereksinimi sık sık 5.3 kcal’ yi geçiyorsa, bir iş günündeki enerji sarfının 2000 kcal de kalması için bir takım düzenlemeler yapılması gerekir.
Bunun için dinlenme süreleri belirlenir. Böylece yorgunluğun da önüne geçilmiş olur.

D   =  ( m/4 –1)* 100                                            m : İş için gerekli olan enerji sarfı (kcal/d)
 D : Dinlenme süresi (çalışılan sürenin  yüzdesi olarak)






4.8. OTOMASYONUN ÇALIŞMA KOŞULLARINA ETKİSİ  

Otomasyon, insan faktörüne; çalışma koşulları, sağlık ve güvenlik gibi konularda iyileşmeler, meslek hastalıkları ve kazalanma riski açısından da avantajlar sağlayabilmektedir. İnsan faktörünü, aşırı iş yükü ve organik zorlamalardan koruyabilen bu sistemler, ergonomik kriterlerde gözetilerek tasarlanmışsa; sağlıklı yerleşkeler, insan-makine arakesiti optimizasyonu, postüral denge ve duruş-oturuş sağlığı gibi konularda da iyileşmeler getirebilir. 13

Diğer yandan otomasyon iş düzeni, iş akışı, iş ritmi, üretim hızı, insan makine sistemlerinin dengelenmesi, çalışma alanları, arakesit sorunları, işçi sağlığı ve güvenliği açısından özel sorunlar gibi, titizlikle incelemeye değer, teknik, teknolojik, ekonomik, hijyenik, yönetsel ve ergonomik sorunları da getiriyor.

4.9. VARDİYALİ ÇALIŞMALAR

İnsanların tüm fizyolojik fonksiyonları 24 saat boyunca düzenli değişiklikler gösterirler. Günlük ritim (cr, cadran ritim) olarak nitelendirilen bu düzene bağlı olarak insan vücudu en aktif süreci 20.00 sıralarında yaşadıktan sonra, ritim çok hızlı bir şekilde düşer. Bu yüzden vücut, gece saatlerinde çok iyi dinlendirilmelidir.

Gece vardiyasına geçen bir işçinin yeni düzene alışması 4-5 günü alır. Dönüşümlü vardiyada dönüşüm periyodunun 1 hafta olduğu düşünülürse bu işçinin biyolojik ve psikolojik yönde yıpranması demektir. Ayrıca iş görenin sosyal yaşamı da negatif yönde etkilenecektir. Bunlara bağlı olarak verimlilik düşmekte, zihin gece daha yorgun ve durağan olduğu için kazalar artmaktadır.
Tüm bunların etkisini düşürmek için şunlar yapılmalıdır: 14
1. Biyolojik kriterlere göre vardiyalar, iki yada üç gün gibi kısa süreli yada en az dört hafta gibi uzun süreli olarak planlanmalıdır.
2. Teknolojik yaklaşımlarda, her işletmenin kendi gereksinimlerini ve zorunlulukları dikkate alınmalıdır.
3. Sosyal gereksinimler kriterine göre vardiyalar, iş görenlerin sosyal yaşantısını tedirgin etmeyecek bir şekilde, kısa süreli yada kişinin içinde bulunduğu toplumun yerleşik kurallarına en uygun bir zamanlama olarak düşünülmelidir.
4. Kısa ya da uzun vardiyalarda, biyolojik ritim etkisi hafta sonlarında bozulur. Uzun süreli vardiya sistemlerinde bu etki daha az hissedilir.

 

13 Dr. Necmettin Erkan, “Ergonomi”, MPM, Ankara, 1996, s.222

14 Dr. Necmettin Erkan, “Ergonomi”, MPM, Ankara, 1996, s.242

4.10. SOSYAL GEREKSİNİMLER

Çalışma koşullarının bir ayağı sosyal olmakladır. Bunların iyileşmesi için yapılabilecekler;
Sosyal gereksinimler: 15
iş grupları arasında kaynaşma,
eğlence ve dinlence fırsatları ve olanaklarının sağlanması,
sosyal etkinlikler, grup gezileri ve sportif faaliyetlerin teşvik edilmesi,
meslek grupları ilişkilerinin güçlendirilmesi,
hobi ve heves gruplarının teşvik edilmesi.
 
4.11. İŞ KAZALARI

Ayrıca işyerlerinde emniyetli bir ortam oluşturmak için tehlikeli makinelerin çevresine güvenlik bariyerleri kurulmalı, sağlam elektrik yalıtımları ve sigorta sistemleri oluşturulmalı, işçiler eğitilmeli ve daha önce açıklanan olumsuz etkilerden uzak tutularak dikkatlerinin dağıtılması önlenmelidir.  

4.12. ÇALIŞMA KOŞULLARI VE ANTROPOMETRİ

İş ortamı, iş görenlerin mümkün olduğunca az yorularak ve sağlıksız hareketlerden kaçınarak çalışacakları şekilde düzenlenmelidir.
Bunun için :
işlemler statik kas kasılmalarını gerektirmemeli,
iş yükleri cinsiyete, yaşa ve yeteneklere göre ayrılmalı,
malzemeler işçinin çevresinde yarıçapı kol uzunluğunu geçmeyecek bir daire içinde bulunmalı,
işçi taşımalarda belden zorlanmamalı
işlemler çok sert ve geniş açılı baş hareketlerini gerektirmemeli,
kısa mesafeli malzeme hareketleri çekme yerine itme ile gerçekleştirilebilecek şekilde düzenlenmelidir,

15 Dr. Necmettin Erkan, “Ergonomi”, MPM, Ankara, 1996, s.275

iş tezgahı işçinin eğilmesini veya uzanmasını gerektirmemelidir.                             



5. ÖRGÜT GELİŞTİRME

Örgüt geliştirme, planlı, yönlendirilmiş ve sistematik bir süreçtir. Bu sürecin amacı, etkililiği artırmak amacı ile örgütün sistemlerini, kültürünü ve davranışını değiştirmektir.

Örgüt geliştirme, davranış bilimlerinin örgütlerle ilgili görüşlerinden yararlanır ve insan kaynaklarını geliştirme ve örgütsel yenilenme ile ilgilidir. Örgüt geliştirmenin çeşitli tanımları, örgüt üyelerinin daha etkili olarak birbirlerini etkilemelerine yardımcı olmak  gibi amaçlardan söz eder. Çalışma her zaman için örgütü kapsamalı, daha katılımcı bir yönetime doğru yönlendirilmeli, bireylerin amaçlarının örgüt amaçları ile bütünleşmesine olanak sağlamalı ve gelişen bir süreç olarak düşünülmelidir.

Örgütsel verimsizliğin bir çoğu, ait oldukları örgütlere ilgi duymayan bireylere kadar izlenebilir. Buna karşın, bir çok kişisel mutsuzluğun gerçek nedeni, kişinin kendisini ait olduğu örgüte yeterince bütünleşmemiş hissetmemesinde bulunabilir. Örgüt geliştirmenin yararı, kişinin ve örgütün çıkarlarının uzlaştırılıp, her ikisinin de başarıyla gerçekleştirilmesinde yatmaktadır.

Örgüt geliştirme, güncelliğini yitirmiş teknoloji, yetersiz finansman veya saldırgan dış güçler gibi sorunların üstesinden gelemez; ancak, örgütlerin bu olumsuz etkilerle daha etkili mücadele edebilmesini mümkün kılar.

Örgüt geliştirme, örgütlerin insanların, insanlarında örgütlerin davranışlarını karşılıklı olarak etkiledikleri; ancak, uygun bir tanı ve ustalıklı müdahalelerde her ikisinin de değiştirilebileceği varsayımına dayanmaktadır.

Bir çok örgüt geliştirme bürosu ve danışmanı, görevlerini, “daha katılımcı ve uzlaşmaya açık olma konusunda örgütlere yardım etmek”, olarak tanımlarlar.

Sonraki Konu :


Duyuru

Facebook sayfamiza üye olun


Duyuru
Sitemizde güncelleme çalismalari devam etmektedir.
Görüs ve önerilerinizi bizimle paylasabilirsiniz ! mail adresimiz : endustrimuhendisligi@hotmail.com