İşçilik Maliyetlerinin Saptanması ve Kaydi ile İlgili Sorunlar 2
a)
Dolaysız işçilik maliyetlerinin
safhalara veya siparişlere yüklenmesi
Dolaylı işçili maliyetleri maliyet
yerleri arasında dağıtılırken, direkt işçiliğin de doğrudan doğruya safhalara
veya siparişlere yüklenmesi gerekir.
Safha maliyeti sistemi uygulanan bir
işletmede, belirli bir imalat safhasında sürekli olarak çalışan üretici
işçilerin ücretleri safhaya doğrudan yüklenebilir. Safhalardaki işçi sayısının
fazla olması durumunda her safha için ayrı olarak düzenlenebilecek ücret
bordroları bu dağıtımı kolaylaştırır.
Örnek:
Bir sanayi işletmesinde aylık dolaysız
işçilik toplamının 2.920.000 TL olduğunu ve bunun mevcut 3 safha arasında şöyle
dağıldığını varsayalım.
I. safha dolaysız işçiliği 770.000 TL
II. “ “ “ 900.000
III. “ “ “ 1.250.000
Bu
durumda dağıtımla ilgili yevmiye maddesi şu şekli alır:
I. safha imalat hesabı 770.000
II. “ “ “ 900.000
III. “ “ “ 1.250.000
İşçili maliyetleri hesabı 2.920.000
Sipariş maliyeti uygulanan bir sistemde
ise, günlük işçilik fişlerinin muhasebede önce sipariş numarasına göre
sınırlandırılması gerekir. Bu sınıflama sonucunda, her siparişe düşen direkt
işçilik tutarları saptanır ve siparişler için tutulan bir döküm cetveline
işlenir. Belirli dönemler sonunda (hafta veya ay) bu döküm tablosunda sipariş
için toplanan dolaysız işçilik tutarları ilgili imalat hesaplarına devredilir.
Yukarıdaki ücret tahakkuku konusunda
olduğu gibi, işçilik maliyetlerinin dağıtımı konusunda da muhasebede
kullanılmakta olan teknik araçların büyük önemi vardır. Örneğin, ücret
bordrolarının hazırlanmasında kullanılabilecek klasik muhasebe makinelerinde dolaylı
işçiliğin maliyet yerleri arasında dağıtımı nispeten kolaylıkla yapılabilir.
Hatta, belirli bazı katsayılar kullanmak yoluyla, belirli bir safhadaki toplu
işçilik maliyetlerinden o safhada imal edilen çeşitli mamullere verilecek
payların otomatik olarak hesaplanması olanağı da bulunabilir. Fakat, işçilik
maliyetinin dağıtımında asıl büyük kolaylığı sağlayan makineler hiç kuşkusuz
bilgisayarlardır. Bilgisayarlarda sınıflama işlemleri büyük bir hız ve
güvenlikle yapılabildiğinden, maliyet türleri, maliyet yerleri ve siparişler
bakımından istenen her türlü sınıflama ve gruplamalar kolaylıkla elde
edilebilir.
3. Bazı Özel Sorunlar
Malzeme maliyetlerinde olduğu gibi,
işçilik maliyetlerinde de ele alınması gereken bazı özel sorunlar vardır.
Bunlardan bir kısmı dolaysız ve dolaylı işçilik ayrımı ile, diğer bir kısmı da
bazı ücretlerin zaman içerisinde anormal bir şekilde dağılışı ile ilgilidir. Bu
konu, aslında, genel imalat maliyetleri konusuna girmekle birlikte, işçilik
maliyetlerinin toplu olarak incelenmesi bakımından burada ele alınmıştır.
a)
Ek çalışma farkları
Ek çalışma için ödenen farkların (%50
veya %100) dolaysız işçilik mi, yoksa dolaylı işçilik mi sayılması gerekeceği
tartışmalı konulardan biridir. Bir işin günlük olağan çalışma saatlerinin
dışında yapılan kısmının yol açtığı ek çalışma (fazla mesai) farkları, direkt
işçilik mi sayılmalı, yoksa bütün imalata götürü olarak katılmalı mıdır? Kural
olarak şöyle denebilir: Özel bir iş ivedi olduğu için olağan çalışma saatleri
dışında da çalışmayı gerektiriyorsa, bu durumda ek çalışma farklarının da
dolaysız işçilik sayılarak doğrudan doğruya o siparişe yüklenmesi gerekir. Muhtemelen
maliyetteki bu fark, fiyatı da yükseltecek ve müşteri tarafından
karşılanacaktır. Buna karşılık, ek çalışma yapılması adeta normal hale
gelmişse, o zaman ek çalışma farkının genel imalat maliyetlerine katılması ve o
yoldan bütün imalata götürü olarak dağıtılması
gerekir. Bu sonuncu durumda, işletmede bir kapasite darlığı olduğu, fakat henüz
çift vardiya çalışmasına yetecek miktarda iş de olmadığından, her gün birkaç
saatlik fazla mesai ile kapasite eksikliğinin giderilmesi yönüne girdiği
varsayılabilir.
Örnek:
X-15 numaralı sipariş üzerinde K işçisi
32 saat çalışmıştır. Bunun 10 saati ek çalışmadır. Normal saat ücreti 1.000.000
TL, ek çalışma zammı ise %50’ dir. Sipariş özel ve ivedi varsayıldığında günlük
defter kaydı şu biçimi alır.
X-15 Nolu sipariş hesabı 37.000.000 (22x1.000.000 + 10x1.500.000)
İşçilik maliyetleri
hesabı 37.000.000
Ek çalışmanın olağan sayıldığı durumda,
Kaydın şöyle olması gerekir.
X-15 Nolu sipariş hesabı 32.000.000
(32x1.000.00)
Genel imalat maliyetleri 5.000.000
(10x500.000)
İşçilik maliyetleri
hesabı 37.000.000
b)
Tatil ücretleri
Yıllık ücretli izinlerin ve ücretli
genel tatillerin yıl içinde düzensiz bir dağılış gösterdiği bilinir. Ücretli
izinler genellikle yaz aylarına toplandığından, o aylardaki genel imalat
maliyetleri de çok yükselebilir. Bu nedenle bir karşılık Hesabı kullanarak, bu
maliyetlerin aylara eşit bir biçimde dağıtılması gerekir.
Örnek:
Yıllık izin ve tatil ücretlerinin
3.600.000 TL olarak tahmin edildiğini varsayalım. Haziran sonuna kadar izin
ücreti olarak hiçbir ödeme yapılmadığı, buna karşın temmuzda fiilen 1.400.000
TL izin ücreti ödendiği durumda, Ocak ve temmuz aylarına ait günlük defter
kayıtları kısaca şu biçimi alır;
1) Ocak ayındaki kayıt
Her ay yapılması gereken kayıt şudur:
Genel
imalat maliyetleri hesabı 300.000
(3.600.000/12)
izin ücretleri
karşılık hesabı 300.000
2) Temmuz ayındaki kayıt
Her ay yapılması gereken kayıt:
Genel
imalat maliyetleri hesabı 300.000
İzin
ücretleri karşılık hesabı 300.000
Fiili ödeme yapıldığı zaman gerekli
kayıt:
İzin ücretleri karşılık hesabı 1.400.000
Kasa
hesabı 1.400.000
Yıl sonuna kadar fiilen ödenen izin
ücretleri 3.820.000 TL olduğunda, yıl içinde genel imalat maliyetleri hesabıyla
imalata yüklenen 3.600.000 lirayı aşan 220.000 lira da maliyetlere
yansıtılabilir.
Genel imalat maliyetleri hesabı 220.000
İzin Ücretleri karşılık
hesabı 220.000
Durumu karşılık hesabından da
izleyebiliriz:
İzin
Ücretleri karşılık hesabı
|
Kasa 1.400.000 . . |
300.000 G.İ.M . 300.000 |
|
Kasa 3.820.000 |
3.600.000 G.İ.M 220.000 G.İ.M |
|
3.820.000 |
3.820.000 |
c)
Yıllık ikramiyeler
İşçilere yıl içinde ödenecek ikramiye,
toplu prim ve kar paylarının kesin tutarları ancak yıl sonunda belli
olacağından, bunların yıl içinde maliyetlere yüklenmesinde de yukarıdakine
benzer bir yol izlenir. Yapılacak şey bunların yıllık tutarlarını tahmin edip,
her ay bu tutarın 1/12 sini karşılık hesabı kullanarak genel imalat
maliyetlerine yazmaktır.
Örnek:
1987
yılında ödenecek ikramiye ve primler toplamının 9.000.000 TL olacağı beklensin
ve fiili ödeme 8.800.000 TL olsun.
1) Her ay yapılacak kayıt:
Genel imalat maliyetleri hesabı 750.000
İşçi
ikramiyeleri karşılık hesabı 750.000
2) İkramiye fiilen ödenince yapılacak
kayıt:
İşçi ikramiyeleri karşılık hesabı 8.800.000
Kasa
hesabı 8.800.000
Yıl içerisinde maliyetlere yüklenen
9.000.000 TL ile fiilen yapılan ödemeler tutarı olan 8.800.000 TL arasındaki
farkı oluşturan 200.000 TL yıl sonunda genel imalat maliyetleri hesabına
aktarılarak karşılık hesabı kapatılır. Yevmiye maddesi şöyle olur.
İşçi ikramiyeleri karşılık hesabı 200.000
Genel imalat maliyetleri
hesabı 200.000
Karşılık
hesabı şu şeklini alır:
İşçi
ikramiyeleri karşılık hesabı
|
|
750.
000 G.İ.M |
|
Kasa 8.800.000 G.İ.M 200.000 |
9.000.000 G.İ.M |
|
9000.000 |
9.000.000 |
d)
Kıdem tazminatı
Ülkemizde işçilik maliyetleri ile
ilgili diğer bir sorun ad kıdem tazminatıdır. Kıdem tazminatı iş hukukumuza
1936 yılında, 3008 sayılı iş kanunu ile girmiştir. Zaman içinde çeşitli
değişikliklere uğrayan kıdem tazminatı ile ilgili hükümlerde ilk büyük
değişiklik 4.7.1975 tarihinde 1927 sayılı yasa ile, sonraki önemli değişiklik
de 23.10.1980 tarihinde 2320 sayılı yasa ile yapılmıştır. İş Kanunu’ nun 14.
maddesinde düzenlenmiş olan kıdem tazminatı daha sonra da bazı değişikliklere
uğramıştır.
İş akdinin, İş Kanunu’ nun14.
maddesindeki durumlara uygun olarak feshedilmesi veya sona ermesi durumunda,
her tam yılı için işverence işçiye, 30 günlük ücreti tutarınca kıdem tazminatı
ödenir. 30 günlük süre hizmet akitleri veya toplu sözleşmelerle işçi lehine
değiştirilebilir; fakat kıdem tazminatının yıllık miktarı, Devlet Memurları
Kanunu’ na tabi en yüksek dereceli devlet memuruna Emekli Sandığı Kanunu
hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini
geçemez.
Kanun, kıdem tazminatı sorumluluğunun
işverence sigorta ettirilmesini yasaklamakla beraber, işverenin sorumluluğu
altında sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine
mahsus olmak üzere, yeni bir kanunla fon kurulacağı hükmünü getirmiştir. Ancak
böyle bir fon henüz kurulmuş değildir.
Kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğü
işverenlerde bulunduğu sürece, bir işgörenin işletme için iki tür maliyetinden
söz edilebilir: Birincisi, kendisine çalıştığı sürece ödenen ücretler; ikincisi,
işten ayrıldığı zaman topluca ödenen kıdem tazminatı. Yukarıdaki bölümlerde
işgücü maliyetinden söz edilirken, bunlardan sadece birincisi üzerinde
durulmuştur. İkinci maliyet türü olan kıdem tazminatının maliyetlere nasıl
yükleneceği tartışma konusudur. Sorunun önemi basit bir örnekle açıklanabilir:
Bir işyerinde 25 yıl çalışmış olan bir işçinin son 30 güne ait brüt ücreti, tüm
yan ödemelerle birlikte, 8.500.000 TL’ dir. Bu işçi, işveren tarafından işten
çıkarıldığında veya emekli olduğunda, kendisine ödenecek kıdem tazminatı tutarı
(25x8.500.000=) 212.500.000 TL olacaktır. Bu tutarın ödeme yapıldığı yıl gider
kaydedip vergi matrahından da düşüleceği kuşkusuzdur.
Temel sorun, ödenen bu kıdem
tazminatının mamul maliyetlerine nasıl yansıtılacağıdır. Ödenen tazminatın
tümünü o yılın maliyetlerine yüklemek maliyetleme ilkeleriyle bağdaşmaz.
Tazminat birden bire ortaya çıkan arızi bir maliyet türü olmayıp, işgörenlerin
çalışma sürelerince oluşan yasal bir hakları ve alacaklarıdır. Bu nedenle,
zaman içinde oluşan bu alacak için muhasebe kurallarına uygun yıllık
karşılıklar ayırmak ve kıdem tazminatını bu yolla maliyetlere yansıtmak
gerekir.
Böylece, işgücü maliyetleri daha
gerçekçi bir biçimde hesaplanmış olacağı gibi, işletmeler de bu tazminatı
karşılayabilecek fonları sağlamak olanağı bulabilirler. Burada söz konusu olan
karşılıkların tutarlarının hesaplandırılmasında, kuşkusuz, aktuarya
hesaplarının kullanılması gerekir. Bu karşılıkların vergi matrahında düşülmesi kuramsal
olarak savunulabilirse de, bu tür bir uygulama ancak vergi kanununda gerekli
değişikler yapıldıktan sonra yaygın bir biçimde gerçekleştirilebilir. Kanunda
öngörülen fon kurulduğu taktirde, İşletmelerce fona ödenecek primlerin
maliyetlere yansıtılması mümkün olacaktır.



