» İŞLETMELERDE TEKNOLOJİ YÖNETİMİNİN GELECEĞİ 1

Yayinlanma Zamani: 2012-01-18 01:02:00





İŞLETMELERDE TEKNOLOJİ YÖNETİMİNİN GELECEĞİ
Fulden KARADAL(*)
Murat TÜRK(**)
Özet
20. yy’ın son çeyreğindeki, baş döndürücü teknolojik gelişmeler, teknoloji yönetiminin de yönetim biliminin gelişen bir dalı olmasını sağlamıştır.
Günümüzde işletmeler, teknolojiyi işlerine dahil etmedikleri sürece başarılı olamamaktadır. Toplam kalite yönetiminin uygulamaya geçirilmesiyle tüm işletmelerin amacı olan; daha hızlı, daha kaliteli ve daha ucuz üretim, ancak, teknolojinin işletme süreçlerinde kusursuz biçimde uygulanması sonucunda gerçekleştirilebilmektedir. Teknolojinin işletme süreçlerinde kusursuz biçimde uygulanması ise doğru teknoloji yönetimiyle mümkündür.
Bu çalışmada, teknoloji yönetimi kavramından ve tarihçesinden, uygulanmasındaki süreçlerden ve geleceğinden bahsedilmektedir. Özellikle, teknoloji yönetiminin işletmelerde etkin biçimde kullanılması için, son yıllarda yapılan çalışmalar bu makalenin asıl konusunu oluşturmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Teknoloji, Teknolojinin Tarihçesi, Teknolojinin Elde Edilmesi, Teknoloji Yönetimi, Teknoloji Yönetiminin Geleceği
Abstract
At the last quarter of 20. century’s, incredible technological developments provided technology management to be a developing branch of science too.
Now, unless firms use to technology in their works they cannot be succesfull. After Total Quality Management has being applied; faster, more quality and cheapper production which is the aim of all the firms can only be done with the perfect use of technology in bussines process.
In this paper, it is being mentioned consept of technology management and its history and also process of its application and its future. Aspecially, studies which are being done nowadays, for efficant use of technology management in firms is the main subject of this paper.
Keywords: Technology, History of Technology, Technology Acquisition, Management of Technology, Future of Management of Technology.
GİRİŞ
Teknolojik değişmeler, insanlık var olduğundan beri, insanların gelişmişlik düzeyine göre, hayatlarını etkilemiştir. Taş devrinde av aletlerinin yapımı da bir teknolojik değişme iken, günümüzün nanoteknolojisi de bir gelişmedir ve her ikisi de çağının insanlarının hayatlarını etkilemiştir. Eski toplumlarda yüzyıllarca bilim, aristokrat sınıfın tekelinde kalmış, teknoloji kapsamlı etkinlikler işçi, usta ve zanaatkârların işi olarak görülmüştür. Ancak, bu süreçte giderek bilim ve teknoloji yakınlaşması kendisini iyiden iyiye ortaya koymuş ve ondokuzuncu yüzyıldan başlayarak da teknolojik uygulamalar tümüyle bilimsel ilkeler temeline oturmuştur(Uluğ, 2000).
Özellikle artan küreselleşme ile, dünyanın herhangi bir bölgesinde ortaya çıkan bir teknolojik yeniliğin, dünyanın geri kalan bölgelerini etkilemesi kaçınılmaz olmuştur. Mal, hizmet ve bilgi üretimi yapan işletmeler, bu değişimlere ayak uyduramadıkları ve doğru zamanda doğru kararlar alıp hayata geçiremedikleri takdirde, yaşamlarının sona ermesi de dahil olmak üzere bir çok problemle karşı karşıya kalabilmektedirler. Her geçen gün yeni üretim teknolojilerinin ortaya çıkması, işletmeleri rakipleri karşısında zayıf duruma düşürebilmektedir. Bununla birlikte hızla değişen çevreye uyum ve müşteri taleplerine yeterli ölçüde cevap verilmesi zorunluluğu, değişiklikleri önceden tahmin etmeyi ve bu değişikliklere uyum sağlamayı gerektirmektedir(Aydoğan ve Semiz, 2004).
Dizayn ve satış döngüsü devamlı olarak kısalmaktadır. Bunun sonucunda ürünler, pazarlarını rekabet onları kopyalamadan önce, çok hızlı bir şekilde ele geçirmelidirler. 1940’ların sonunda ürün döngüsü 30 veya 40 yıl iken, şu anda 30 veya 40 haftadır (Cetron ve Davies, 2001: 30).
İşte bu çok hızlı değişen ve belirsiz ortamda, işletmelerin, teknolojik değişmelere hem rekabette üstünlük sağlayacak şekilde, hem de bu üstünlüğü sürdürebilir şekilde ayak uydurabilmesi için, teknoloji yönetimine ihtiyaçları vardır. Doğru bir teknoloji yönetimiyle işletme teknolojik gelişmelerin nelere yol açacağını önceden tahmin edebilir ve gerek yatırımını, gerekse üretimini, bu gelişmelere göre düzenleyebilir. Hatta işletmenin bizzat kendisi bu teknolojik gelişmelerin yaratıcısı olabilir ve hiç bilinmeyen bir konunun öncüsü olabilir.
Teknoloji yönetimi, teknolojinin ilerleme hızı baş döndürücü bir ivme ile arttıkça, daha fazla önem kazanmaktadır. Gelecekte de yönetim biliminin en önemli dallarından biri olması kaçınılmazdır.
( *) Ögr. Gör., Niğde Üniversitesi, Ulukışla Meslek Yüksek Okulu.
(**) Doç. Dr., Niğde Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü.

1. TEKNOLOJİ KAVRAMININ TANIMI, TARİHSEL GELİŞİMİ VE KÜRESELLEŞME
1.1. TEKNOLOJİ KAVRAMININ TANIMI
Günlük hayatta teknoloji terimi çok sık kullanılmaktadır. Teknoloji denildiği zaman, herkes tarafından anlaşılan anlam, teknolojinin fiziksel donanımıdır (hardware). Halbuki teknolojinin kuramsal (software) boyutu da bulunmaktadır. Fiziksel boyutu teknolojik aletleri içerirken, kuramsal boyutu, teknolojinin kullanıldığı iş koluna göre, öğrenme tekniklerini ya da yönetim biçimlerini kapsamaktadır(İşman, 2001).
Teknolojinin fiziksel boyutu araç olarak da düşünülebilir. Robotlar buna örnek gösterilebilir. Ancak, herhangi bir araç, o aracı etkin biçimde kullanmak için gerekli teknik bilgiden bağımsız olarak düşünülemez. Robotları da etkin biçimde kullanabilmek için programlama bilgisine sahip, yetenekli insan kaynaklarına ihtiyaç vardır. Bu da teknolojinin kuramsal boyutunun ihmal edilmemesi gerektiğinin göstergesidir(Tekin vd., 2003: 79).
Teknoloji kavramı, ürün ya da süreç teknolojisi şeklinde de sınıflandırılabilir: Ürün teknolojisi; yeni ürün ya da hizmetlerin geliştirilmesi amacıyla yapılan işlemlerdir. Süreç teknolojisi ise; üretim sürecini yürütmek ya da desteklemek için geliştirilen teknolojilerdir. Süreç teknolojisindeki gelişmeler, daha nitelikli ürünlerin geliştirilmesini sağlayarak ürün teknolojisinin de gelişmesini sağlar (Tekin vd., 2003: 81).
1.2. TEKNOLOJİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ
Tarihsel değişimi boyunca teknolojinin gelişimi konusunda önce iki yaklaşım ileri sürülmüştür: Bunlardan birincisi, bir grup teknoloji için ticari uygulamaların bulunması konusundaki araştırmalardır. Bu konuyu “Teknoloji İtme Yaklaşımı” inceler ve bu yaklaşıma göre, teknoloji, bilimin uygulamalı şeklidir(Şimşek, 1978: 71). Bilimsel gelişmelerin sürekliliğine bağlı olarak teknolojik gelişmeler de süreklilik gösterecektir. Bilimde sağlanan gelişmeler ve ilerlemeler yeni teknolojilerin kaynağı olmuştur. Bu noktada üniversiteler ve Ar-ge kurumları teknolojinin gelişmesi açısından büyük önem taşımaktadır(Tekin vd., 2003: 83).
Tablo 1: Teknoloji İtme Modeli
Temel Bilimler---->Tasarım ve Mühendislik-->İmalat---> Pazarlama--->Satış
Kaynak: (Rothwell, 1994: 8; Erdal, 2008: 2).
İkinci faktör ise müşterinin istekleridir. Pazarın Çekme Yaklaşımı’nda incelenen bu faktöre göre; teknolojik gelişmeler, müşterinin çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ortaya çıkmaktadır.
Tablo 2: Pazar Çekme Modeli
Pazar İhtiyacı -----> Geliştirme --------> İmalat-----------> Satış
Kaynak:(Rothwell, 1994: 9; Erdal, 2008: 3).
Her iki model ya da yaklaşım da, günümüz şartlarında yetersiz kalmışlardır ve yeni modeller ortaya çıkmıştır. Bunlar (Erdal, 2008):
• Eşleştirme modeli; teknoloji itme ve pazar çekme modellerinin bir karmasıdır. Klasik ürün geliştirme zinciri olan fikir geliştirme, Ar-ge, prototip üretim, imalat ve pazarlama-satış ile nihai olarak pazar aşamaları, yeni teknolojiler, yeni ihtiyaçlar gibi gelecekle ilgili kestirimler ön planda tutularak gerçekleştirilmektedir.

 

Tablo 3: Eşleştirme Modeli

Kaynak: (Rothwell, 1994: 10; Erdal, 2008: 3).
• Entegre model; 1980’li yıllardan itibaren uluslararası pazarlardaki rekabetin şiddeti artmış ve rekabet giderek daha tehditkar hale gelmiştir. Bu yaşanan süreçte uluslararası sermaye transferlerinin büyümesi, iletişim teknolojisinin ivme kazanması ve teknoloji kullanımının yaygınlaşması gelmektedir. Küreselleşmenin hız kazanması mevcut pazarlardaki işletmeler ve ürünleri arasındaki pazar payı mücadelesini artırmıştır. Bu durumda, küresel pazarlara en yeni ve en fonksiyonlu ürünleri mümkünse en düşük maliyetlerle sunmak önem kazanmıştır. İşletme fonksiyonel alanlarındaki farklı uzmanlıklardan yararlanmak esastır. Böylelikle hangi aşamada ne gibi katkıların sağlanabileceğini, yapılan işlemlere diğer bölümlerin nasıl bir bakış açısı getirdiğini ortak takım çalışmaları çerçevesinde değerlendirmek temel görevdir. Entegre model kimi yazarlarca eş zamanlı mühendislik olarak da adlandırılmaktadır. Eş zamanlı mühendislik, firmanın kaynaklarını ve onun dizayn, geliştirme, pazarlama, üretim, servis ve satışlardaki tecrübesini dizayn çevriminde mümkün olduğunca erken bir araya getirerek başarılı yeni ürünler yaratmak için uğraşır. Eş zamanlı mühendislik, pazar veya müşteri ihtiyacını karşılayacak yüksek kaliteli, düşük maliyetli ürünlerin dizaynı, üretimi, geliştirilmesi ve dağıtılması için uygulanabilecek bir metodolojidir(Cengiz ve Öztürk, 1995: 85).
Tablo 4 : Entegre Model

Kaynak: (Rothwell, 1994: 12; Erdal, 2008: 4).

Öğrenme modeli; 1990’lı yıllardan itibaren küresel pazar ortamındaki rekabetin şiddeti bugüne kadar hiç olmadığı bir biçimde artmıştır. Bu durum da işletmelerin rekabette ayakta kalabilmelerinin tek yolu öğrenme ve yaratıcılık kavramlarından geçmektedir. Rakiplerden daha hızlı bir şekilde hareket etmek, pazar istek ve ihtiyaçlarına en kısa sürede uyum sağlamak ve bu oluşumlara en düşük maliyetlerle, en yeni ürünlerle cevap vermek şeklinde sıralanabilecek bir rekabetçi avantaj unsurları gündeme oturmaktadır. İşletmenin etkileşimde bulunduğu iç ve dış dinamiklerden öğrenme temeline dayanmaktadır. Bu dinamikleri işletme içi ve işletme dışı öğrenme kaynakları olarak sınıflandırmak mümkündür(Erdal, 2008).
Tablo 5: Öğrenme Modeli

Kaynak: (Rothwell, 1994: 27; Erdal, 2008: 6).
Bu açıklamalar çerçevesinde; “teknoloji zaman içinde değişim geçirmekte ve değişim de performansı arttırmaktadır” denilebilir(Tekin vd., 2003: 84).
Bir teknolojinin performansındaki sürekli gelişme “Moore Yasası” ile özetlenmiştir. Moore Yasası; Intel şirketinin kurucularından Gordon Moore’un 19 Nisan 1965 yılında Electronics Magazine dergisinde yayımlanan makalesi ile teknoloji tarihinde kendi adıyla geçen yasadır. Bu yasada Moore; her 18 ayda bir, tümleşik devre üzerine yerleştirilebilecek bileşen sayısının iki katına çıkacağını, bunun bilgisayarların işlem kapasitesinde büyük artışlar yaratacağını, üretim maliyetlerinin ise aynı kalacağını, hatta düşme eğilimi göstereceğini deneysel gözlem yoluyla ispatlamıştır(http://tr.wikipedia.org).
Gordon Moore 13 Nisan 2005’de kendisi ile yapılan söyleşide, öngörüsünün kısa bir zaman içinde geçerliliğini yitirebileceğinin ifade etmiştir. Ancak bu öngörü, ortaya koyulduğu günden itibaren tüm teknolojik gelişmeler için şaşırtıcı ölçüde doğru çıkmıştır (http://tr.wikipedia.org).
1.3. TEKNOLOJİ VE KÜRESELLEŞME
Dünya ekonomisine damgasını vuran olgulardan birisi olarak kabul edilen küreselleşmeyi, işgücünün, sermayenin, teknolojinin ve pazar piyasalarının uluslararası nitelik kazanması şeklinde tarif etmek mümkündür. Küreselleşme, kelime anlamı itibariyle, bütün dünyanın tek bir yere, bütün insanların da evrensel insan haline dönüşmesini ifade eder (Deniz, 1999: 87). Kapitalizmin yeni niteliksel dönüşümü olarak da yorumlanan küreselleşme sürecinin en önemli dinamiğini, bilimsel ve teknolojik gelişmeler oluşturmaktadır(Kepenek, 1997: 51-55).
Teknoloji geliştirme çabalarına büyük yatırımlar yapılarak kazanılan teknolojik rekabet üstünlüğünü kaybetmek istemeyen ülkeler, bu gücü kendilerinde tutabilmek için bu gücün ürünlerini (teknolojinin son ürünlerini) dünya çapında yaymak zorunda kalmışlardır. Teknolojik gelişme sürecinin dinamiği açısından olaya bakıldığında ise yeni teknolojilerin geliştirilmesi de ancak mevcutların satılması ve bunun için uygun iktisadi ve sosyo-kültürel ortamın sağlanmasıyla söz konusu olabilmektedir. Böylesine bir ortamda doğal olarak teknolojinin son ürünleri olabildiğince yoğun ve hızlı bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Cep telefonları, Internet, uydu-temelli telekomünikasyon sistemleri, hep bu sürecin sonuçları olarak günlük yaşamı etkilemektedir. Ancak, ağırlıklı olarak enformasyon teknolojisine dayalı bir biçimde gelişen bu sürecin içinde yer almak, bu ürünleri yalnızca kullanmakla sınırlı olamamaktadır. Bu ürünlerin üretim sistemlerine daha etkin bir şekilde yayılabilmesi ve sosyo-ekonomik hayatı olumlu bir şekilde etkileyebilmesi, yine bu teknolojileri sosyo-ekonomik koşullara uyarlayabilme ve yeniden üretilebilme bilgisi ve yeteneğine sahip olmayı da gerektirmektedir(Soyak, 2002: 2-3).
Küreselleşme, hem olumlu hem de olumsuz yönlerden tartışılan bir kavramdır. Başlangıçta, değişen teknoloji küreselleşmeyi getirirken, daha sonra, küreselleşme teknolojinin gelişmesini arttırmaya başlamıştır. Ulaşım sistemlerindeki gelişmeler, ürünlerin hızlı ve daha ucuz nakledilmesini sağlamış, bilişim teknolojisindeki gelişmeler, elektronik ticaret, elektronik pazarlama, elektronik bankacılık ve finansman gibi iş kolları yaratmıştır. Bu durum, piyasaya çıkan mal ve hizmetlerin yaşam sürelerinin kısalmasına da neden olmaktadır.

Bunun sonucunda, örgütler yoğun bir araştırma-geliştirme ve bilimsel çalışma süreci içerisinde sürekli yeni ürün geliştirme ve yenilikçi pazar stratejisi uygulamak zorunda kalmaktadırlar (Tekin vd., 2003: 89).
2. TEKNOLOJİ YÖNETİMİ NEDİR?
Teknoloji yönetimi; yöneticilik ile teknik uzmanlık arasında bir bağlantı kurmakta, işletmenin rekabet edebilmesi ve büyüyebilmesi için hangi teknolojiye ne şekilde yatırım yapılacağı, teknolojinin ne şekilde üretilebileceği, ne şekilde geliştirilebileceği ve nasıl pazarlanacağı, işletmenin organizasyon yapısının yeni teknolojik gelişmelere göre ne şekilde değiştirilmesinin gerektiği ve sahip olunan teknolojiyle işletmelerin izleyeceği rekabet stratejilerinin neler olması gerektiği gibi konularla ilgilenmektedir (Sarıhan, 1998: 56- 57).
Teknolojik yönetim, teknik yönetimden farklıdır. Teknolojik yönetimin farklılıkları aşağıda sıralanan avantajları sağlar(Bellamy vd., 2008: 3):

Disiplinlerarası uygun bilgiyi birleştirilmek,

Teknoloji, organizasyon ve yönetim arasında, makro bakış açısı geliştirmek,

Kendi teknik orijininin sınırlarını aşan, teknoloji bakış açısı sınırı yaratmak,

Hem endüstriyel alanlarda hem de endüstriyel olamayan alanlarda kullanılabilecek, teknoloji yönetimi yetenekleri geliştirmek.
Teknik yönetim ise, karşıt olarak çok daha dar kapsamlıdır; endüstriyel teknoloji ve mühendislik gibi kesin teknik alanlarda, anlaşılır yönetim prensipleri yaratmak için çalışır(Bellamy vd., 2008: 3).
Bu çerçevede ele alındığında, teknoloji yönetiminin kapsamı şu şekilde sıralanabilir:
2.1. TEKNOLOJİK REKABET STRATEJİLERİ
Teknoloji stratejisi, bir işletmenin teknoloji geliştirme ve kullanma yaklaşımı olarak tanımlanabilir. Bu teknoloji stratejisi, hangi tür teknolojilere yatırım yapılacağının, bu alanda teknoloji lideri olunup olunmayacağının kararlaştırılması ve ne zaman ve ne şekilde teknoloji alınacağı konularını içermelidir(Yıldız, 2007). Genel stratejinin bir alt başlığı olan teknoloji stratejisi, genel stratejinin tamamlayıcı olarak işlev görür. Varılmak istenen hedefin gerçekleşmesi için gerekecek olan teknolojik yetkinliğin ve kapasitenin kurulması için teknoloji stratejisinin oluşturulması gerekir.
Teknoloji stratejisi, piyasaların ve müşteri tabanlarının genişletilmesi amacıyla yeni ürün geliştirme üzerinde yoğunlaşırken, teknoloji planlaması ürün kalitesinin arttırılması, maliyetlerin düşürülmesi ve verimliliğin arttırılması üzerinde odaklanmalıdır (Yıldız, 2007).
İşletmelerin teknolojik yenilik ve Ar-ge konusundaki stratejileri şöyle sıralanabilir(Sarıhan, 1998: 61-65):

Saldırgan Strateji: Bu işletmelerin Ar-ge harcamaları, genel şirket bütçesinin büyük bir kısmını oluşturur. enm.blogcu.com.Hedefleri, yeni bir ürün ya da ürün sürecini rakiplerinden önce geliştirip pazarı ele geçirmektir. Dünyadaki teknolojik gelişmeleri yakından takip etmeleri, şirkette enformasyonun çok güçlü olması, şirket elemanlarının ve üst düzey yönetimin yeniliklere ve risk almaya açık olmaları ve şirket organizasyonunun esnek ve öğrenen olması gerekir. Ayrıca, iyi pazarlama ve satış teknikleri kullanmalı, yeniliğin tanıtımıyla ilgili seminerler ve kurslar düzenlemeli, yüksek niteliklere sahip satış elemanlarını kullanmalı, müşterilere danışmanlık ve eğitim hizmeti vermeli ve reklama önem vermelidir.

Fırsatları İzleme Stratejisi: Rakip firmanın zayıf yönlerinden yararlanırlar. Saldırgan strateji izleyenler gibi öncü değildirler, ancak öncülerin zayıflıklarını takip ederek kendilerine fırsat yaratırlar. Sarıhan (1998), C.W. L. Hill ve G. R. Jones’ten şu örneği vermektedir: Bilgisayarlı tomografi cihazını (CAT Scanners) EMI firmasının mühendislerinden Godfrey Hounsfield icat etmiştir. Ancak firma bu eşsiz yeteneği pazardaki yerini büyütmek için kullanamamıştır. Ürün teknolojik olduğu için, onu kullanması gereken müşterinin eğitilmesi ve ürünün faydaları konusundaki bilgilendirilmesi ihmal edilmiş, satış sonrası servis desteği verilmemiştir. EMI teknolojiyi üretmiş ama yönetememiştir. Sekiz yıl sonra CAT Scanner pazarından çekilmek zorunda kalmıştır. Bununla birlikte teknolojiyi taklit eden ve rakibinin zayıflıklarını takip ederek fırsatları değerlendiren General Electric firması pazarın lideri konumuna gelmiştir.

Savunma Stratejisi: Fırsatları değerlendirme stratejisine benzemektedir. Ancak burada firmalar, yenilikte ilk olan firmaların ürünlerinin hatalarını düzeltirler ya da yeni fonksiyonlar eklerler ve böylece aynı pazardan yararlanmaya çalışırlar. Risk almak istemezler.

Taklitçi Stratejiler: Yenilikçi firmayı izlerler ve maliyeti en aza indirerek ürünün taklitlerini üretirler.

Bağımlı Stratejiler: Teknolojik yenilik açısından güçlü bir işletmenin uydusu ve alt kuruluşu gibi çalışırlar. Müşterilerden talep gelirse, ürünün teknik özelliklerinde ve hizmette değişiklik yaparlar.

Geleneksel Stratejiler: Bu işletmeler genellikle Ar-ge yapmaz, moda anlamında tasarım değişikliği yaparlar. Yüksek teknolojiye dayalı endüstrilerde bu işletmelerin şansı düşüktür.

2.2. TEKNOLOJİK PLANLAMA
Teknolojik planlama, bir firmanın kullandığı tüm teknolojilerle ilgili kısa ve uzun dönemli tüm planlama faaliyetlerini içerir (http://www.tyd.org.tr). Teknolojik planlama yapılırken çeşitli sorulara cevap bulunması gerekir(Berman vd., 1994: 2; Türk, 1998: 85):

İşletme stratejisi ile teknoloji projesi arasında uygun nokta nedir?

Temel teknolojik ürün, hayat seyrinin hangi noktasındadır?

Teknolojinin geçmişteki katkıları ne olmuştur?

Genel işletme planı nedir? Bunlar sadece bağımsız projelerin derlenmesinden mi oluşmaktadır?

Teknolojik gücümüz ile rakiplerin gücü nasıl kıyaslanabilir?

Üniversiteler, ortak araştırmalar ve özel laboratuar gibi dış kaynaklar etkili şekilde kullanılmakta mıdır?
Doğru teknolojik plan ile kurulmuş bir alt yapı, işlerin daha düzenli bir şekilde yürümesini, buna bağlı olarak zamandan kazanılmasını sağlarken, parasal açıdan da fazla harcamaların oluşmasını engeller(Mestçi ve Kul, 2005: 6).
Teknolojik planlama sürecini gerçekleştiren grubun başkanı konumundaki kişi takım çalışmasını örgütlemeli, yaratıcı beyin fırtınası çalışmaları, zaman yönetimi ve hesaplaması yapmalıdır. Organizasyonda katılımı sağlamadaki zorluk kadar, aynı zamanda verilerin ve desteğin herkesin ulaşabileceği kadar kolay bir şekilde aktarılması gerekir. Ayrıca bu ekip çalışması sırasında birçok problemle karşılaşılacağı, farklı görüşlerin çatışacağı, iletişim ve anlayış sorunları oluşacağı unutulmamalıdır. Görüş birliğine varılıp planın kabul edilmesi ya da en azından yapılacak işlemlerin ve izlenecek yolun da seçimi başarıya ulaşabilmek için bir miktar uğraş gerektirir (Yıldız, 2007).
2.3. TEKNOLOJİK TAHMİN
Çeşitli teknolojik tahmin yöntemleri şunlardır(Mestçi ve Kul, 2005: 6):
1- Delphi Tekniği: Birbirlerinden farklı yerlerdeki uzmanlara, teknoloji kullanılarak çeşitli konulardaki tahminlerinin sorulması, gelen cevapların değerlendirilerek uzmanlara geri gönderilmesi ve bu işin ortak bir sonuç elde edilinceye kadar devam etmesidir.
2- SWOT ve STEEP Analizi: Bilinen analizlerin teknolojik gelecek için uygulanmasıdır.
3- Beyin Fırtınası: 6 ile 12 kişi sayısı arasında değişen gruplarda, kişilerin fikirlerine müdahale edilmeden herkesin fikrini söylemesi, sonra bu fikirlerin konuşulması ve grup üyelerince değerlendirilmesi sistemine dayanır.
4- Kritik/Anahtar Teknoloji Araştırmaları: Az sayıda uzmanın katıldığı toplantılarda belirli fikirlerin tartışılmasıdır.

Sonraki Konu :


Duyuru

Facebook sayfamiza üye olun


Duyuru
Sitemizde güncelleme çalismalari devam etmektedir.
Görüs ve önerilerinizi bizimle paylasabilirsiniz ! mail adresimiz : endustrimuhendisligi@hotmail.com