» iSLETMELERDE VERiMLiLiK ARTIRIMINDA iS ÖLÇÜMÜ TEKNiGi 2

Yayinlanma Zamani: 2012-01-22 02:57:00



iSLETMELERDE VERiMLiLiK ARTIRIMINDA iS ÖLÇÜMÜ TEKNiGi 2 |  görsel 1


BiRiNCi BÖLÜM
VERiMLiLiK KONUSUNA GENEL BiR BAKIS
1.1 Verimlilik Tanımı
“Genel bir tanımlama yapılırsa, verimlilik, bir üretim ya da hizmet
sisteminin ürettigi çıktı ile bu çıktıyı yaratmak için kullanılan girdi arasındaki
iliskidir. Yüksek verimlilik, aynı miktardaki girdi ile daha fazla çıktı elde etmek
ya da aynı miktarda çıktı için daha az girdi kullanmaktır. Bu iliski genelde
asagıdaki gibi ifade edilmektedir” (Prokopenko, 2003: 3).
Verimlilik = Fiziki Çıktı / Fiziki Girdi
Baska bir deyisle verimlilik, eldeki kaynaklarla en çok üretimi
gerçeklestirme ugrasısıdır. Refah düzeyini yükseltmek isteyen her toplumun
temel hedefi, mevcut kaynaklarını en yararlı yerlerde ve en yararlı biçimde
kullanarak üretimini en çoga çıkarmak olacagından, bu ülkeler için verimlilik
önemli bir kavramdır. Özellikle, ülkemiz gibi kıt kaynaklarla kalkınma
çabasında olan ülkeler için verimliligin anlamı çok daha büyüktür (Dogan,
1989: 13).
Geçmisten günümüze kadar verimlilik kavramı farklı yazarlar tarafından
farklı sekillerde tanımlanmıstır;
• Littre (1883) “Üretme yetenegi”,
• Early (1900’ler) “Ürünler ile onun üretiminde kullanılan kaynaklar
arasındaki iliski”,
• Davis (1955) “Kullanılan üretim faktörlerine göre elde edilen ürün
miktarındaki degisim”,
• Kendrick (1965) “Kısmi, toplam faktör ve toplam verimlilik kavramları
ile yapılan tanımlar”,

• Sumanth (1979) “Toplam verimlilik, gerçeklesen çıktının kullanılan
girdiye oranıdır”,
• Bain (1982) “Çıktıların kendileriyle ilgili birtakım girdilere oranıdır”,
(Kuruüzüm, 1992: 4).
Yukarıda anlatıldıgı ölçüde çok yalın bir anlamı olan verimlilik, toplumsal
olarak böylesine açık degildir. Verimlilikten isçiler baska, isverenler baska,
hükümet de baska bir anlam çıkarma egilimi sergilemektedir. isçiler yönünden
“ücret karsılıgı olmaksızın daha çok çalısma” biçiminde anlamlandırıldıgı için
olumsuz karsılanan verimlilik isverenler yönünden “karlılıkta bir yükselme”,
hükümet yönünden ise “vergilerdeki bir artma” seklinde anlasılabilmektedir.
Ancak bütün bu yorumlar, verimliligin çok farklı tanımları oldugunu degil,
yalnızca çok farklı kesimleri ilgilendiren bir kavram oldugunu göstermektedir
(Verimlilik Ölçme, Verimliligi Arttırıcı Yaklasım Ve Teknikler Dizisi, 1997: 3).
Bazen verimlilik emek ve makine gibi kaynakların daha yogun kullanımı
olarak görülmektedir. Oysa dogru sekilde ölçüldügünde bunlar performans ya
da verimi göstermektedir. Verimlilik artısı sadece daha çok çalısma ile
saglanmaz. insanın fiziki kısıtlılıgı nedeniyle, daha çok çalısmak ancak sınırlı
ölçüde bir verimlilik artısı saglamaktadır.
ILO (Uluslararası Çalısma Örgütü) yıllardır emege ek olarak tüm
kaynakların; sermaye, arazi, malzeme, enerji ve bilginin etkili ve verimli
kullanımına dayanan bir verimlilik anlayısının benimsetilmesine çalısmaktadır.
Böyle bir verimlilik anlayısı yerlestirilmeye çalısılırken, verimlilik konusundaki
bazı yanlıs anlamalarla savasılması gerekmektedir (Prokopenko, 2003: 4).
Verimlik kavramına getirilen yanlıs yorumlardan yola çıkarak, aslında
verimliligin ne olmadıgı su sekilde özetlenebilir;
• Üretim”, “verimlilik” degildir.
• Karlılık” ,“verimlilik” degildir.
• Maliyetleri kısmak, her zaman verimliligi artırmaz.
• Verimlilik yalnız üretime uygulanmaz.

• Kısmi verimlilik iyilestirme yeterli degildir.
• “verimlilik”, “kalite” ile aynı sey degildir.
• Çevre kirliligine ragmen temiz üretim yapmamak “verimlilik” degildir.
“Bu yanlıs anlamalar verimliligin artık yalnızca “Girdilerin hangi etkenlikle
çıktıya dönüstügü” ifadesi ile tam olarak tanımlanamayacagını göstermektedir.
Günümüzde artık “verimlik” kavramına bazı boyutların eklenmesi gerektigi
açıktır. Güncel bir yaklasımla verimlilik; pazar için dogru ürünü, dogru
miktarda, dogru zamanda, çevreye zarar vermeden, insan kaynaklarını
gözeterek, beklenen kalitede ve daha çok katma deger saglayacak biçimde ve
en az maliyetle üretmek olarak tanımlanabilmektedir” (Büyükkılıç, 2001:4).
1.2 isletmelerde ve Ulusal Düzeyde Verimliligin Önemi ve Amaçları
Verimlilik bir sektörün veya bir isletmenin ekonomik anlamda büyüme ve
gelisme düzeyinin tespitinde en nesnel ölçütlerden birisi olarak
kullanılmaktadır (Yercan, Abay, Ardıç, 1991: 4). Çünkü serbest rekabete
dayanan bir ekonomik düzende, isletmelerin varlıgını devamlı kılmak bir nevi
verimliligi artırma yarısında derece almaya baglıdır. Modern toplumların
ekonomik etkinlikleri kitle halinde üretim ve tüketime yönelmistir. Böyle bir
ortamdaki endüstriler için verimlilik ile ilgili tedbirlerin alınması zorunludur
(Haftacı, 1994: 299).
isletme bazında verimlilige, üretim sürecinde kullanılan ilkmadde ve
malzeme, is gücü, arazi, bina, makine, donanım ve enerji gibi kaynakların ne
ölçüde etken kullanıldıgını belirleyen bir gösterge olarak bakılmaktadır.
Bilindigi gibi, üretim sürecinde is gücünün yanı sıra baska üretim girdileri de
kullanılmaktadır. Bu nedenle, is gücünün yanında diger girdilerin üretimle
iliskilerini belirleyen kendi verimlilik oranlarının bilinmesi ve bunların degisik
kosullar altında egilimlerinin izlenmesi, gerektiginde bir ya da birkaçının nitelik
ve niceligini degistirip digerleri yerine konulması, en iyi girdi bilesimi ile en
yüksek üretim düzeyine ulasılmasına olanak saglamaktadır (Dogan, 1989:
15).

isletmelerde büyüme ve gelismenin en önemli göstergelerinden biri olan
verimlilik, çıktı degerinin girdi degerinden daha yüksek kılınması olarak
tanımlanabilmektedir. Daha az girdi ile aynı miktarda veya daha çok çıktının
elde edilmesi üretim maliyetinin etkili bir kontrolünü de gerçeklestirmektedir.
1.3 Verimliligin Evrimi
“insanların, belki de toplayıcılık ve avcılık dönemleri bir yana bırakılırsa,
bütün tarihleri boyunca verimliligi artırma kaygısı tasıdıklarını ve bu yönde
çaba harcadıklarını söylemek mümkündür. Ancak birkaç yüzyıl öncesine
kadar insanlar, bu çabalarının “verimliligi artırmak” oldugunun farkında
degillerdi” (Odabası, 1997: 141). Mikro açıdan, tek tek isletmeler bazında
olaya bakıldıgında, verimlilik artırma çabalarının çok eskilere dayandıgı
söylenebilir. Ancak verimlilik kuruluslarının ulusal düzeyde örgütlenisinin
yaygınlasması, ancak ikinci Dünya Savası’nın yarattıgı büyük ekonomik
yıkımın hemen sonrasında baslamıstır.
Verimliligin gelisimini bes dönemde ele almak mümkündür. ilk dönem
“sanayilesme” olarak adlandırılan 1900–1939 arasındaki dönemdir. Bu dönem
boyunca pek çok örgütün ölçegi ve kapsamı asırı genislemistir. is süreçlerinin
rasyonellesmesi üzerine verimlilik stratejileri genellikle Taylor’un gelistirdigi
“Bilimsel Yönetim” çerçevesinde tartısılmıstır. 1912’de tanımlanan bu
yaklasımın amacı, en iyi is deneyimini tanımlayarak süreçlerin etkenlik ve
etkililigini artırmaktır.
II.Dünya Savası, özellikle üretimde iyilestirilmis performansı ve
güvenilirligi gerektirmistir. Yerli üreticiler savas zamanı gelistirilen yeni kalite
kontrol tekniklerini toplu üretimlere uyarlamıslardır. Ancak bu yaklasımlar
savastan hemen sonra devam edememistir. Bununla birlikte bu stratejiler
Japon firmaları tarafından rafine edilmis ve 1970’lerin sonunda ABD’de
“Toplam Kalite Yönetimi” olarak tanıtılmıstır (Büyükkılıç, 2002: 42).

Tablo 1. Verimliligin Evrimi (Büyükkılıç, 2002:42)

Dönem Sorun Seçilen Stratejiler
1900- 1939
“Sanayilesme” • Örgütlerin büyümesi
• Hiyerarsik tasarım
• is süreçlerinin rasyonellesmesi
• Çalısanların denetimi ve motivasyonu
Yöneticilerin islevi
1939-1945
“II. Dünya
Savası”
• Kaliteli ürünler • Kaliteli üretim ve kontrol
1945-1965
“Savas Sonrası
Büyüme”
• Büyümenin kontrolü
• Çalısanların motivasyonu
• Program ve performans bütçeleri
• Arastırma: Y Teorisine karsılık X
Teorisi
1965-1980
“Program Analizi”
• Program etkenligi ve
etkinligin artması,
• Çalısanların motivasyonu
• Yöneylem arastırması,
• Maliyet fayda analizi
• Stratejik planlama
• Örgütsel gelisme
1980’den
günümüze
“Kalite
Paradigması”
• Örgütlenme ile etkenligin
ve etkililigin artması,
• Paydasların güveni
• isi dısarıya yaptırma,
• Ortaklıklar,
• Yalın organizasyonlar,
• Bilgi teknolojileri kullanımı
• Genis tabanlı stratejik planlama,
• Toplam kalite yönetimi ve bununla ilgili
stratejiler

II.Dünya Savası’nın bitimini izleyen bu yıllarda, verimliligi artırma
çabalarının ulusal düzeyde esgüdümlendirilip özendirilmesini amaçlayan
kuruluslar, “verimlilik” sözcügünü adında barındırarak ya da baska adlar
altında ama benzer amaçlarla, önce Avrupa’da daha sonra da Japonya ve
Hindistan’da ortaya çıkmaya baslamıstır (Odabası, 1997: 142).
Üçüncü dönem, “Savas Sonrası” olarak adlandırılmakta ve 1945-1965
dönemini kapsamaktadır. Bu dönemde kamu harcamalarındaki önemli
yükselis karsısında, maliyetleri kontrol için yeni bütçe stratejileri gelistirilmistir.
Bu dönemde arastırmacılar, çalısanların motivasyonunun verimliligi artırdıgını da fark ederek bu alana yönelmislerdir. Maslow (1954), “ihtiyaçlar Hiyerarsisi”
görüsünü ileri sürmüstür. Mc Gregor X Teorisi’ne karsılık, Y Teorisini
tartısmıstır. Bu teoriler 1970’ler boyunca süregelen deneyimlerin temeli
olmustur (Büyükkılıç, 2002: 44).
Dördüncü dönem, 1965 ile 1980’leri kapsamaktadır. Bu dönemdeki
gelismelerden ilki yöneylem arastırması üzerinedir. ikinci gelisme, ekonomik
tekniklerin çevre yönetimi ve alt yapı yatırım kararlarında kullanılması ile
olmustur. Üçüncü gelisme, programların etkililigini degerlendirecek tekniklerde
olmustur. Bu teknikler çok genis ve hantal oldukları için basarısız kalmıslardır.
Dördüncü gelisme, örgüt ve strateji arasındaki iliskinin dikkate alınmasında
olmustur. Böylece stratejik planlama gelismistir.
1980’lerde baslayan son dönem, "Kalite Paradigması” olarak
adlandırılmaktadır. Müsteri iliskileri ve hizmet kalitesi olguları, pek çok örgütü
toplam kalite yönetimine yönlendirmistir. Son dönem aynı zamanda örgütsel
tasarımı yeniden gözden geçirmeyi de içermektedir ( Büyükkılıç, 2002: 44).
1.4 Verimliligin Bazı Kavramlarla iliskisi
Verimlilik kavramının; kar, etkenlik, etkililik, kalite, performans, maliyet
kısıntısı ve teknoloji gibi kavramlarla yakından iliskili olması sebebiyle, bu
kavramları detaylı sekilde incelemek yararlı olacaktır.
1.4.1 Verimlilik ve Kar
Verimlilik ve kar iki ayrı kavramdır; ancak bu durum her zaman çok iyi
anlasılmamaktadır. Çogunlukla karla verimliligin aynı yönde degisim gösterdigi
düsünülür. Uzun dönemde bu düsüncenin dogrulugundan söz edilebilir ancak
kısa dönemde her zaman gerçegi yansıtmaz.
“iki kavram arasındaki temel fark, kar fiyat unsurunu olaya katarken;
verimliligin, kavramsal olarak kaynakların fiziki kullanımı açısından tanımlanmasıdır. Verimlilik, fiyat degisikliklerini soyutlarken, fiyat degisiklikleri
karın temel belirleyicilerinden biridir” (Rivest, 1991: 81).

 

Sonraki Konu :


Duyuru

Facebook sayfamiza üye olun


Duyuru
Sitemizde güncelleme çalismalari devam etmektedir.
Görüs ve önerilerinizi bizimle paylasabilirsiniz ! mail adresimiz : endustrimuhendisligi@hotmail.com