» Kobilerde Yalin Üretim Teknikleri -11

Yayinlanma Zamani: 2011-12-21 19:10:00





8. STOKLAR: Klasik üretim sistemlerinde stok, varlıgı pek hissedilmeyen bir
sorundur. Yalın üretim sisteminde, sistemin temelini olusturan stok politikasında,
stoklara, para israfına yol açan ve atıl olarak bekleyen kaynaklar olarak bakılır. Bu
yüzden, çesitli isletme sorunlarını ortadan kaldırabilmek için, önce isletmenin
neresinde stok birikimi olusuyorsa, bu olusumu tespit etmek, sonra da bu sorunu
çözümlemek gerekir.Yalın üretim çalısma yaklasımı, alan tasarrufunu, gecikme
süresinin azaltılmasını, is yükleme düzgünlügünü ve stok azaltılmasını aynı zamanda
göz önünde bulundurarak gerçeklestirmeye çalısır. Böylece stok kontrolü hem
kolaylasmıs hem de daha ucuza mal olmus olur. Islerin su gibi düzgün ve stoksuz
akması, parçaların yitirilmesini, kodlanmasını, bilgisayarda veya stok kayıtlarında
tutulmasını önler ve sonuçta kalite ve disiplin ilerlemis, maliyetler azaltılmıs olur.
9. TEDARIK KAYNAKLARI: Küçük boyutlu siparis ve düzgün akıslı
üretim yapısına sahip olan yalın üretim sistemi, tedarik kaynaklarını (satıcıları) da
takımın bir ögesi veya parçası olarak düsünür. Sistemin bir parçası olan satıcılardan,
satın alınacak kalemlerin tasarlanmasına ve planlanmasına yardımcı olmaları
beklenir. Satın alma programlarının, satıcılarla birlikte koordine edilmesi ve her gün
bir çok küçük boyutlu teslimlerin yapılması istenir. Bu tutum, satıcıların,
fabrikalarını, müsteri isletmelere yakın olarak kurmaları sonucunu dogurur. Yalnızca
tek bir kaynaktan tedarikte, herhangi bir kabul kalite kontrolü yapılmaz. Tüm
kalemlerin, belirli kalite ve garantileri, satıcı isletme tarafından üstlenilir. Bu durum,
satıcı ile alıcı arasında bir rekabetçi tutumu degil, bir takım ögesi olarak birlikte
hareket etme zorunlulugunu dogurur. Sıfır stokla çalısan isletme, girdi saglayan
isletmeyle birlikte çalısır ve ona sıfır stokla çalısma süreçlerini ögretir. Bu bilinçli
isbirligi, maliyetleri azaltma, kaliteyi artırma ve küçük boyutlu mal teslimlerinin, sık
sık ve zamanında yapılması yönünde olumlu etkiler dogurur. [23]
10. PLANLAMA VE KONTROL: Klasik yaklasım ile yalın yaklasımın en
belirgin farklılıgı planlama ve kontrol için kullandıkları itme ve çekme sistemleridir.
Itme ve çekme sistemlerinin en temel farkı çekme sisteminde üretim tamamen mevcut talebi yansıtırken, itme sisteminde üretim gelecekteki talep tahminlerine göre
üretim yapmaktadır. Klasik yaklasımın kullandıgı MRP, programlamaya dayalı
planlamadır. MRP sistemi ürün agaç yapısını bilmekte ve son montaj bilgisinin
sisteme girilmesini takiben geriye dogru planlama yaparak malzeme ihtiyaç
miktarlarını ve siparis zamanlarını, karmasık ve bilgisayar agırlıklı planlama ile
hesaplamaktadır. Eger talep tahminleri iyi yapılmamıssa büyük stoklar olusacaktır.
Aynı zamanda MRP pazarın talep edebilecegi ürün dizayn degisikliklerine de cevap
verememektedir.
Çekme sistemi olan JIT ise talep dogdugunda üretimi ve satın almayı
öngörür. Bu sistemin basitligi, esnekligi ve is sahaları arasında sıkı koordinasyonu
gerektirir. JIT’ teki Kanban sistemi gerekli parçaların ihtiyaç olan yerde ve tam
zamanında olmasını amaçlar. JIT kaliteyi arttırma, maliyetleri azaltma, hazırlık
sürelerini kısaltma için ideal bir sistemdir. Yalın üretim çalısma yaklasımında,
belirsiz bir gelecegin tahmini ve planlanmasından çok, esnek ve hızlı islemlerle,
içinde bulunulan zamandaki gerçek olusumlara cevap verilmeye çalısılır. Yalın
üretim sisteminde de bazı planlamalar yapılır. Ancak, bu planlamaların amacı, gerçek
olaylara daha etkili ve yeterli kontrol sistemleri gelistirmektir.
11. KALITE: Klasik kalite yaklasımı, kusurlu ürünleri ayırmak için, üretim
sürecinin kritik noktalarında ürünleri muayene etmeyi ve bu inceleme sonunda da,
üretim sürecini düzeltmeyi gerektirir. Siparis, müsteriye gönderilmeden önce de,
genellikle örnekleme yöntemi ile eger kusurlu ürün sayısı toleransları asarsa, bu kez
%100 kontrol ile ürünlerin kalite kontrolü yapılır. Yalın üretim sisteminde amaç, sıfır
hatalı üretim, mükemmel kalite olarak formüle edilmistir. Bu amacı gerçeklestirmek
için, klasik kalite kontrol yaklasımlarına ek olarak, çalısanlardan çok büyük ölçüde
yararlanma yoluna gidilmistir. Yani, yalın üretim sistemindeki kalite kontrolünün en
önemli unsuru çalısanlardır. Çalısanlar, küçük siparisler biçiminde üretilen parçaları,
bir sonraki asamadaki çalısanlara elden ele geçirirken, aynı zamanda bu parçaların
kalite kontrollerini de yaparlar. Bu aktarım esnasında, eger herhangi bir parça
hatalıysa hemen o anda yakalanır ve aynı anda üretim sürecindeki hata da giderilir.

12. BAKIM VE ONARIM: Klasik üretim sisteminde, düzeltici bakım–onarım
ile önleyici bakım–onarım ayrımı yoktur. Bir makine veya ekipman bozulunca,
düzeltici bakım–onarım faaliyetleri devreye girerken, önleyici bakım–onarım,
düzenli aralıklarla veya bir arıza sezildiginde devreye girer. Bununla beraber, klasik
yaklasımda genellikle, düzeltici bakım-onarıma basvuruldugu görülür. Teçhizatın
önünde bekleyen islenecek parçalar bakım için bekletilmemekte, öncelik islem
görecek parçalara verilmektedir. Bakım için makinenin durdurulması düsünülemez.
Oysa, yalın yaklasımda, eger bir makine arızalanırsa, sistemde malzeme kuyrugu
olmadıgı için, bastan sona tüm is akısının kendiliginden durmaktadır. Bu nedenle,
yalın üretimle çalısan isletmeler, üretim akısını aksatmamak için, önleyici bakımonarımı
yogun olarak kullanma egilimindedirler. Klasik isletmeler, sırf arızalanan
donanımın tamiri için, kalabalık bir ekip bulundurmaktadır. Oysa yalın üretimle
çalısan isletmeler, hem önleyici bakım–onarım, hem de düzeltici bakım–onarım
islerinde kendi operatörlerini devreye sokmaktadır.

4. TÜRKIYE’DE YALIN ÜRETIM VE KOBI’LERE YANSIMALARI
4.1. Türkiye’de Yalın Üretimin Tarihçesi
Türkiye’de yalın yaklasım 1990’lardan beri bilinmekte ve uygulama örnekleri
giderek artmaktadır. Önceleri sadece bagımsız tekniklerin kullanılması seklinde
ortaya çıkan uygulamalar, giderek bütünlesik bir sistem yaklasımına dönüsmektedir.
Ekonomik krizlerin ve ihracat pazarlarına açılmanın da etkisiyle firmalar mevcut is
yapma yöntemlerini degistirmek zorunlulugunu daha fazla hissetmektedir. Yalın
üretim ve yönetim 1992’den itibaren üniversitelerin ders programına girmis, doktora
ve yüksek lisans tezlerinin de konusu olmustur. [24]
Türkiye’de otomotiv sektörü yalın sistem uygulamalarında daha aktif
görünmektedir. Yalın uygulamaların basarısını kültürel faktörlere baglamak
egilimine karsı en güzel cevap, Adapazarı’nda kurulan Toyota otomobil fabrikasında
çalısan Türk isçilerinin bir yıl içinde Japonya’daki Toyota isçilerinin üretkenlik
seviyesini yakalamıs olmaları ve son birkaç yıldır tüm Toyota fabrikaları arasında
kalitede birinci seçilmeleridir. Diger büyük firmalar Bosch, Tofas, Fiat, Ford,
Renault hem kendi isletmelerinde hem de yan sanayi isletmelerinde yalın yaklasım
uygulamasını baslatmıslardır.
Yalın uygulamalar, tek tek firmalarda önemli maliyet tasarrufları saglamıs
olmakla birlikte deger zincirine yaygınlastırılmadıgı için hem bu firmalar potansiyel
tasarrufun tamamını elde edememisler hem de ülke geneline etkisi yeterince yüksek
olmamıstır. McKinsey Global Institute tarafından yapılan “Türkiye Verimlilik ve
Büyüme Atılımının Gerçeklestirilmesi” arastırmasının bulgularına göre Türkiye’de
tarım dısı ekonomide is gücü verimliligi ABD’nin %40’ı kadardır. Geleneksel
firmalara göre 2,5 misli üretken olan modern firmalarda bile mevcut is gücü verimi,
sektördeki en iyi ülkeye oranla %62 düzeyindedir. [24]

Ülkenin mevcut kosulları içinde yapılabilecek iyilestirmelerle verimlilik
kolaylıkla %95 düzeyine çıkarılabilir. Is gücü verimliligi ile kisi basına düsen Gayri
Safi Yurt Içi Hasıla (GSYIH) arasındaki güçlü korelasyon dikkate alındıgında
potansiyel verimlilik düzeyinin yakalanması ile 2015 yılında kisi basına GSYIH iki
katına çıkarken, %30 oranında istihdam artısı saglanması mümkün görünmektedir.
[24]
Toyota’da baslayan ve zamanla Japonya’daki tüm sanayi dallarına yansıyan
bu sistem, elle tutulur ilk ürünlerini 1980’lerde vermeye baslamıs olup basta
Amerika olmak üzere, dünyanın tüm önemli pazarları bu yıllarda artık Japon
ürünleriyle dolup tasmıstır. Japon ürünleri, özellikle Amerikan otomotiv
endüstrisinde derin bir krize yol açmıstır. Amerikalı üreticiler çok geçmeden,
Japonların kullandıgı üretim yönetimi sisteminin kendilerininkinden oldukça farklı
oldugunu ve ayakta kalmak için bu sistemi uygulamaları gerektigini anlamıslardır.
4.2. Türkiye’de Yalın Üretim Uygulamaları Ve Yalın Enstitü
Isletmecilikte son 40-50 yılda meydana gelen olaganüstü gelismeler dikkate
alındıgında ülkemizde çok büyüt boyutlarda sermaye savurganlıgı oldugu
görülecektir. Ne yazık ki hemen hemen hiç kimsenin son 15-20 yıla kadar (Japon
ürünleri pazarları istilaya baslayıncaya kadar) meydana gelen degismelerden haberi
olmamıstır. 1970’lerde Japonlar’ın basarısı Japonya’daki ücretlerin düsük olusuna,
hükümetin iç pazarları korumasına ve sirketler ihracat pazarlarına yöneldiklerinde,
yine hükümetin vergi indirimi ve düsük faiz oranları ile onlara mali destekte
bulunmasına, fabrikalarda yogun bir sekilde robotların kullanılmasına baglanmıstır.
Hatta hükümetin ihracatçı kuruluslara gizli sübvansiyonlar verdigi bile ileri
sürülmüstür. Ihracattaki maliyet avantajının nedenini ögrenmek üzere, 1970 ve
1980’lerde bir grup Ingiliz uzmanı, Japonya’ya gitmis ve altı ay kadar bir süre
Japonya’da kalmasına ragmen hiçbir sey ögrenemeden geri dönmüstür. Çünkü heyet
üyeleri olaya klasik “biriktir ve beklet” (seri üretim) felsefesi ile bakmıs, üretim
sürecindeki özellikleri kavrayamamıslardır. 1979 yılında Ford, Mazda’nın yüzde 25
hissesini satın almıstır. Ford’un 1980 baslarında krize girmesi sirketi yeni arayıslara
itmis ve Mazda ortaklıgı sayesinde yalın üretim yöntemini tanımıslardır. [3]

 

Sonraki Konu :


Duyuru

Facebook sayfamiza üye olun


Duyuru
Sitemizde güncelleme çalismalari devam etmektedir.
Görüs ve önerilerinizi bizimle paylasabilirsiniz ! mail adresimiz : endustrimuhendisligi@hotmail.com