» Kobilerde Yalin Üretim Teknikleri -2

Yayinlanma Zamani: 2011-12-21 19:28:00





2. ÜRETIM SISTEMLERININ GENEL DEGERLENDIRMESI
2.1. Üretim Ve Üretim Sistemleri
Bir üretim süreci bir dizi girdi ve proseslerin bir araya gelmesinden olusmaktadır. Yirminci yüzyıl baslarına kadar kabul gören geleneksel üretim yönetimi anlayısına göre kabul edilebilir bir fire oranı içerisinde kalarak, süreç içerisindeki her bir prosesin mümkün olan en etkin sekilde yerine getirilmesi gerekmektedir. Çagdas üretim yönetimi anlayısına göre ise üretim bagımsız bir bütünlük içerisinde ele alınmakta, proseslerle tek tek ilgilenilmemektedir. Buna göre
üretim sisteminin temel amacı, üretim verimliligini arttırmaktır.
Üretim genel tanımı itibari ile makine, malzeme, sermaye, bilgi ve isgücü
kullanılarak, üretim faktörlerini fiziksel, kimyasal, teknolojik ve ekonomik
degisikliklere ugratarak ürün (mal veya hizmet çıktısı) ortaya konulmasıdır. Üretim
fonksiyonunu yerine getirmek için bir araya getirilmis ögeler ise üretim sistemini
olusturmaktadır. [3]
Üretim sistemi dinamik bir sistemdir ve çıktıların amaca uygunlugunu
belirlemek için, sınanarak elde edilen bilgilerin yönlendirici ve düzeltici olmak üzere
sisteme geri iletilmesi gerekmektedir. Geri iletim yoluyla çıktıların, yönetim
sürecinin temel unsuru olan karar vericinin hazırlamıs oldugu planlara ve belirlemis
oldugu performans ölçütlerine uygunlugu degerlendirilir. Isletmelerde üretim
fonksiyonu çogunlukla iki ana alt sistem içinde toplanabilen çesitli alt sistemlerden
olusmaktadır. Birinci grupta, sistemin tasarımına iliskin alt sistemler yer almakta ve
bunlar uzun dönemli karar alma sorunlarını ortaya koymaktadır. Ikinci grupta ise,
sistemin kontrolünü ve kısa dönemli sorunları ilgilendiren alt sistemler
bulunmaktadır. Ürün tasarımı, üretim mühendisligi, is tasarımı, kurulus yeri seçimi,
fabrika içi düzenleme ve üretim planlaması birinci gruba, üretim ve stokların kontrolü, maliyet kontrolü, bakım ve yenileme ikinci gruba giren bazı alt
sistemlerdir.
Geçmisten günümüze üretim sistemlerinin tarihi gelisimini incelersek bu
süreçte dört önemli evreyi görmekteyiz. Yönetimde bedensel güce dayalı, is
hayatında bedensel gücü kullanarak ihtiyaçların karsılanmasına yönelik ilkel felsefe,
mal mübadelesi ile yürüyen ekonomi, deneme yanılma yoluyla ögrenen ilkel
toplulukları ilk süreç olarak degerlendirebiliriz.
Ilk defa madeni paranın kullanıldıgı, ekonomisini mal mübadelesi ile yürüten,
küçük atölyelerde basit araçlar kullanılarak is basında egitimin gerçeklestigi, tarıma
dayalı organizasyonların yapıldıgı ve sosyal özelliklerin kullanıldıgı tarım toplumları
ikinci süreci olusturmaktadır.
Tarım toplumundan sonra; hızlı okullasmanın basladıgı, egitime önem
verildigi, endüstri ve makineye dayalı ekonomik sistemin kuruldugu ve kagıt paranın
kullanılmaya baslandıgı, çesitli makinelerin insan hayatını kolaylastırmaya basladıgı,
sanayi devriminin gerçeklestigi, büyük fabrikaların kuruldugu, endüstriyel
organizasyonların yapıldıgı, endüstriyel üretim araçları ve ekonomiye dayalı bir
yönetimin uygulandıgı bir sanayi toplumu süreci yasanmıstır. [4]
Son olarak, yöneticiligin profesyonel bir meslek olarak kabul edildigi, bilgiye
dayalı ekonomik sistemler ile anında transfer edilebilen enformasyona dayalı
ekonomi, is hayatında bilgisayarın çok fazla kullanıldıgı, her zaman ve her yerde
bilgiyi en büyük güç kabul eden bilgi toplumlarının süreci yasanmaktadır.
1886 yılında ilk otomobilin Karl Benz ve Gottlieh Daimler tarafından
üretilmesinden günümüze kadar üretim sistemlerini üç baslıkta toplamak
mümkündür. Bu gelisme emek-sanat türü üretim, seri üretim, esnek üretim veya
literatürde daha genisçe kabul görmüs ifadeyle yalın üretim sistemi olarak
sınıflandırılabilir. Ilkel toplumların süreci üretim anlamında fazla bir degere sahip
olmadıgından sınıflandırmaya tabi tutulmamıstır.

Einstain’ın da dedigi gibi hiçbir sey var iken yok, yok iken var olamaz. Hiçbir
yeni fikir yada üretim sistemi de durup dururken olgunlasmıs bir felsefe olarak
meydana gelmez. Yeni sistemler, eskilerinin çalısmaz hale geldigi veya ihtiyaca
cevap veremedigi durumlarda ortaya çıkar. Üretim sistemlerindeki gelismenin nedeni
teknolojik yenilikler ve uluslararası rekabettir. Insanlıgın dogusu ile baslayan
çevreye uyum ve üretim sistemleri, tarih boyunca pek çok asama kaydederek
bugünkü sekline gelmis olup gelismeye de devam edecektir.
2.2. Emek-Sanat Türü Üretim
Otomobilin, ilk olarak 1886 yılında üretiminden 1908 yılında Henry Ford’un
T-Modeli (Model-T) üretime geçirmesine kadar olan devrede uygulanan üretim
teknigidir. Yüksek seviyede kisiye baglı bedensel ve çok pahalı prosesler olan emeksanat
türü üretim metodu ile yapılan üretim sınırlı sayıda oldugu için ürünlerden
sadece imtiyazlı ve zengin kisiler faydalanabilmekteydi. Tasarım, imalat islemleri ve
montajda çok tecrübeli olan isçiler, çıraklık döneminden sonra tam bir sanat
tecrübesine sahip olmustur.
Kuruluslar sorumlulugun asırı derecede dagıldıgı bir durumdadır. Sistemde
ilgili herkesle dogrudan temasta olan bir sahsın koordinesi ile çogu parça ve ürün
tasarımının çogu küçük atölyelerden gelmektedir. Üretim hacmi çok düsüktür. Bir
üründen iki tane edinmek el sanatı teknikleri nedeniyle imkansız olup her ürün birer
prototiptir ve miktar artısı ile maliyetlerin düsürülme sansı yoktur. Isçiler el
hünerlerini gelistirmis ve birer atölye sahibi olmuslardır. Ancak teknolojik ilerleme
için sistematik arastırmacılıktan uzak kalmıs ve yeni teknolojiler
gelistirememislerdir. [4]
Tüm bu tabloya bakıldıgında endüstrinin Henry Ford’un gelisi sırasında bir
duraklama devrine girdigi görülmektedir. Henry Ford el üretiminden vazgeçerek yeni
tekniklerle ürün kalitesini arttırırken maliyetleri de büyük ölçüde düsürecektir. Ford
Encylopedia Britannica için 1925 yılında yazdıgı makalesinde sisteminin adını “Seri
Üretim” olarak koymustur. [5]

2.3. Seri Üretim
Seri üretimde, sistemin baslangıç noktasından baslayan hammadde, yarı
mamul ve parça gibi girdiler islem birimlerinden geçer ve son ürün haline dönüserek
sistemden çıkarlar . [6]
1. Dünya Savasından sonra Henry Ford ve General Motors’dan Alfred Sloan
dünya otomotiv sanayisini yüzlerce yıldır Avrupalı firmaların öncülügünde yürüyen
emek agırlıklı üretim tarzından seri üretim çagına tasıdılar. Seri üretim metodu,
belirli konularda yetismis profesyonellerin dizaynı ile vasıfsız veya az vasıflı isçi ile
pahalı ve tek amaçlı tezgahlarla üretim yapmaktadır. [7]
Uzmanlasmanın gerçeklestirildigi bu üretim sistemlerinin kurulabilmesi için
talebin üretim hızından fazla olması sartı vardır. Üretimin tümü pazar bulabiliyorsa,
bu tip bir sistemin kurulması anlam tasır. Aksi halde özel ve pahalı makine ve
teçhizat gerektiren bu tip üretim sistemlerinde üretim esnekligi olmadıgından, talep
düsüslerinin maliyeti çok yüksek olur. [6] Seri üretim sisteminde kullanılan
makineler pahalı ve tek amaçlıdır. Isçiler az vasıflıdır. Standart hale getirilmis
ürünleri sürekli olarak üretirler. Makine maliyetleri çok yüksek oldugundan
kesintilere karsı tolerans yoktur. Sürekli bir üretim akısı saglayabilmek için birçok
ilave yedekleri (isçiler, kullanım alanları ve ilave stoklar) emniyet olarak elinde
bulundurur. Seri üreticiler kendilerine sınırlı bir amaç belirlerler: “Yeterince iyi”. Bu
da kabul edilebilir miktarda hatalı ürün, belli seviyede stoklar, çesidi az ve
standartlastırılmıs ürünler anlamındadır.
Seri (kitle) üretim, Amerikalı sirketlerin öncülügünü yaptıgı ve önemli
basarılar elde ettigi otomobil sanayinde dogmus bir evredir. ABD’de 1800’lü
yıllardan beri bir endüstri metodu olarak kullanılmakta olan bu sistemi, otomobil
üretimine ilk olarak uygulayan üretici Ford’un kurucusu olan Henry Ford’dur. Bu
metot, ilk olarak hükümet tarafından kendisine verilmis olan on bin adetlik tüfek
siparisini belirli bir süre içinde karsılamak zorunlulugu nedeniyle farklı bir üretim
sistemi kullanmak zorunda kalan atesli silahlar imalatçısı Eli Whitley tarafından
1798 yılında New Haven’da uygulanmıstır. O dönemde tüfekleri elde yapma sanatının yaygın olmasına ragmen, bu siparisin bu yöntemle karsılanamayacak kadar
büyük ve acil olması sebebiyle Whitley tüfeklerin farklı parçalarını benzer sekilde
çıkaran makineler kurmustur. Böylece tüfekler birbirine geçen parçalar sayesinde
daha kısa sürede birlestirilebilmekteydi.
Henry Ford 1912’de Chicago mezbahasında yaptıgı bir gezi sırasında
tavandaki ray üzerinde ilerleyen çengellere asılı karkas üzerinde et kesen kasapları
dikkatlice izlemistir. Her kasap elindeki isi tamamladıktan sonra karkası bir sonraki
kisiye iletmektedir. Bu sistem Henry Ford’u oldukça etkilemistir. 1 Nisan 1913
yılında Henry Ford ve ekibi ilk hareketli montaj hattı denemesini volan manyeto
montajında uygulamıslardır. Baslangıçta 20 dakika süren montaj operasyon sayısını
azaltmaya yönelik ilk uygulamalarla 13 dakika 10 saniye ve 1914 yılı baslarında da
hattın yüksekligini arttırarak 7 dakikaya kadar montaj süresi düsürülmüstür. Yapılan
diger bilimsel çalısmalarla da 1914 ilkbaharında gelinen nokta 5 dakikadır. Bir
yıldan az sürede Highland Park fabrikasında dünyanın ilk hareketli montaj hattı
çalısmaya baslamıstır. Isçilik üretkenliginin 10 kat artmasıyla 1910’da 780$ olan
fiyat 1914 yılında 360$’a inmistir. [8]
Seri üretimin basarısı çok basit bir anlatımla, hareket eden sürekli bir montaj
hattı ve parçaların birbirinin yerine tam ve tutarlı olarak kullanılabilecek olması ve
birbirine baglanmasındaki basitlikten kaynaklanmaktadır. 1913 Agustosunda Ford
montajcısının 514 dakika olan ortalama görev süresinin 2,3 dakikaya düsmüs olması
degisebilirlik, basitlik ve baglantı kolaylıgı ile Ford’un sagladıgı basarının rakamsal
ifadesidir. Kesintisiz akan montaj bandının basarısı ise bu 2,3 dakikanın 1,19
dakikaya inmis olmasıdır.

Sonraki Konu :


Duyuru

Facebook sayfamiza üye olun


Duyuru
Sitemizde güncelleme çalismalari devam etmektedir.
Görüs ve önerilerinizi bizimle paylasabilirsiniz ! mail adresimiz : endustrimuhendisligi@hotmail.com