» Stok Yönetimi Nedir -1

Yayinlanma Zamani: 2010-12-17 18:20:00





 

STOK YÖNETİMİ  

HAZIRLAYAN

DRİTAN GJYREZİ

GİRİŞ



Stok üretimi işletmelerde en önemli konulardan biridir. Stok yönetimi işletmenin amaçları ile uyum içinde olmalıdır. Karar vermede stok yönetimi endüstri mühendislerine çok yardımcı oluyor, çünkü stok yönetimi işletmeinin amaçları ile uyum içinde olmalıdır. Faaliyette bulunan bir işletmenin karar vermede nelerin stokta bulundurulacağı ,stok yönetiminin yardımı ila daha kolay anlayabilir. Henüz stokta bulundurmayan bir malzemenin stoklara dahiledilmesi veya bir stok kaleminin stoklardan çıkrılması kuşkusuz yine bir kararı gerektirir. Bende bu projeyi hazırlarken çok zevk aldığımı belirtmek istiyorum ve yaptığım araştırmalardan çok iyi bir şekilde faydalandığımı düşünüyorum.

YÖNETİM


  1. GENEL OLARAK YÖNETİM KAVRAMI


  1. Yönetim Tanıtımı:


Yönetim sözcüğü, Türkçedeki sadeleşmeye paralel olarak son on yıllarda kullanılmaya başlanmıştır. Gerek halk dilinde, gerekse mesleksel ve bilimsel yayınlarda “ idare”, “ müdüriyet”, “ sevk ve idare”, “ Genel Müdürlük” gibi çeşitli terminoloji, terimi karşılığı olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte bu tür terimler birbirine yakın anlamlar taşırlar. Sosyal birimlerin hemen her alanda olduğu gibi, gerek uygulayıcılar, gerek bilim adamlarınca üzerinde fikir birliğine varılan ortak bir yönetim tanımı bulunmamaktadır. Bu konuda bazı tanımlar aşağıda verilmiştir.


Tosun yönetimi, “ başkalarının aracılığı ile amaçlara ulaşma veya başkalarına iş gördürme faaliyetlerinin toplamı” olarak tanımlanmaktadır. Tortop yönetimin “ önceden saptanmış ve belirtilmiş bir amacın gerçekleşebilmesi için insan gücü, para, zaman, malzeme ve yer unsurlarının daha verimli, daha ekonomik ve daha iyi bir biçimde kullanılması” anlamına geldiğini belirtmektedir. Mucuk yönetimi “ örgüt amaçlarını etkili ve verimli bir şekilde gerçekleştirmek için planlama, örgütleme, yöneltme, koordinasyon ve kontrol fonksiyonlarının sistemli ve bilinçli bir şekilde uygulanması” olarak tanımlarken, H.M.Charles’ın “ örgüt amaçlarının etkili ve verimli olarak gerçekleştirilmesi maksadıyla planlama, örgütlenme, yürütme, koordinasyon ve kontrol fonksiyonlarına ilişkin ilke, teori, model ve tekniklerin, sistematik ve bilinçli bir biçimde maharetle uygulamasıyla ilgili faaliyetlerin tümüdür.” Şeklindeki tanımı da vermektedir. En son yönetimi “Organizasyonun amaçlarını gerçekleştirmek amacıyla, madde ve insan kaynaklarının, en az para, en az emek sarfedecek biçimde harekete geçirilmesi süreci” olarak tanımlamaktadır. Yönetimin “ süreç” olma özelliğini vurgulayan başaran ise “ toplumsal gereksinmelerin bir kesimini karşılamak üzere kurulan bir örgütte önceden belirlenmiş amaçları gerçekleştirecek işleri yapmak için biraraya getirilen insan gücünü ve diğer kaynakları örgütleyip eşgüdümleyerek eyleme geçirme süreci” şeklinde tanımını vermektedir. Daha kısa olarak “ başkalarını bir araya getirerek amaca ulaşmak” veya “ başkalarına iş gördürerek amaca ulaşma” şeklinde yönetimi tanımlayan yazarlar da vardır.


Bu tanımları çoğaltmak mümkündür. Konu ile ilgili her yazar yönetimin belirli özelliklerini ön plana alarak bir tanım ortaya çıkarmaktadır. Bununla birlikte tanım şekli ne olursa olsun, hemen her tanımda rastlanan bir takım ortak noktalar vardır ki bunlar aşağıda kısaca açıklanmıştır:


Yönetimin sözkonusu olabilmesi için herşeyden önce bir “ amacın” olması gerekir. Bu amacı gerçekleştirmek için çabaların birleştirilmesi, başka bir değişle örgütlenmesi ise ikinci önemli unsurudur. Bu unsur aynı zamanda başkalarına iş gördürmeyi de içermektedir. Bunun yanında planlama, örgütleme, yöneltme, koordinasyon ve kontrol fonksiyonlarına yer verilerek, yönetimin ilkeleri de ortaya konulduğunda tanım daha da detaylı bir hal almaktadır. Bütün bu açıklamalar doğrultusunda yönetim kısaca şöyle tanımlanabilir:


Belirli bir amaca ulaşmak için başkaların faaliyetlerinin bilinçli ve sistemli bir şekilde bırleştirilmesidir “Kuşkusuz bu tanım da “yönetim” konusunun birçok unsura yervermemiş, sadece yukarıda belirtilen iki ana unsuru almakla yetinmiştir. Yönetime ilişkin bir çok konu arasında bu çalışmayla ilgili iki nokta üzerinde özellikle durmak istiyorum:


Yönetimin devlet ve özel kesimlerde ele alınış biçimi, genellikle kamu ve işletme yönetimi ayrımını gündeme getirmektedir. Bu da kamu ve özel kesimdeki örgütlerin farklı yapılara sahip olmalarından kaynaklanmaktadır. Ancak yönetim bilimi, özel kamusal ayrımı gözetmeyen kuramsal ilkeler ışığında ve evrensel bir çerçeve içinde yönetimin genel sorunlarını inceleyip çözmek durumundadır. Böylece yönetim bilimini ortaya koyduğu ilkeler daha sonra ana hatlarıyla incelenecek olan “işletme yönetimi” için de temel taşı olarak alınabilir. Stok yönetimi-üretim yönetimi işletme yönetimi olarak sıralanabilecek “yönetim hiyerarşisi” gözönünde bulundurulduğunda, bu çalışmanın “yönetim” kavramının açıklanması ile başlamasının gerekçesi de ortaya çıkmaktadır.


İkinci nokta, yönetime konu olan objelerin dar ve geniş kapsamlı olarak ele alınmasıdır. Yönetim dar kapsamlı incelendiğinde insanın temel unsur olduğu görülür. Tosun yönetim sürecinin özelliklerini sıralarken, insansal bir niteliğe sahip olduğunu vurgulayarak insanın ön plana çıkarmamaktadır. Gerçekten insan olmaksızın bir yönetim sürecinden sözedilemez. Ancak yönetim geniş kapsamlı incelendiğinde insan unsuru dışında para, malzeme, makine gibi diğer kaynakların yönetimden de söz edilebilir. Nitekim bu çalışma esas olarak üretim sürecinde yer alan kaynaklardan biri olan stokların yönetimini incelemekle, yönetim kavramını da geniş kapsamlı olarak ele alacaktır.


b. Yönetimin Gerekliliği, Amaçları:


Yönetim, insanların belli bir amacı gerçekleştirmek için bir arada çalışmaları sonucunda ortaya çıkan bir süreç olduğuna göre, yönetimin başlangıcını insanların bir arada yaşamasını öğrendikleri çağlara kadar indirmek olanaklıdır. İnsanlar toplu olarak yaşamaya başladıklarından beri bir düzen kurmuşlar, kendilerine bir yönetici seçmişler veya içlerinden birinin yönetimini kabul etmişlerdir. Bununla birlikte, toplum düzeninin ataerkil yapıya geçmesinden önce binlerce yıl süren anaerkil çağ, yönetimsiz bir dönem olarak varsayılabilirler. Anaerkil toplum düzenin ataerkil bir yapıya dönüşmesi, üretim araçları üzerindeki kamu mülkiyetinin yerini özel mülkiyete bırakması ve bunun sonucu yaygın barışın yerini sürekli savaşa bırakması, “ yönetim” kavramını da giderek ön plana çıkarmıştır.


İnsanların birarada yaşamaları sonucu ortaya çıkan iş bölümü, yönetimin maddi ve teknik temelini oluşturmaktadır. Toplumsal yaşamdaki gelişmeler sonucu iş bölümünün artması, beraberinde uzmanlaşmayı da getirmiş ve toplumsal yaşam giderek karmaşıklaşmıştır. Bunun sonucu her düzeyde meydana getirilen örgütlenmelerle, karmaşık yapının işleyişi kolaylaştırılmaya çalışılmıştır. Bir örgütlenmenin sözkonusu olduğu her ortamda da “yönetim” konusu gündemde yerini almıştır.


Nitekim ilk örgütlenmelerin, yaygın savaşın bir sonucu olarak savunma amacıyla kurulduğu bilinmektedir. Askeri örgütlenmelere paralel olarak dinsel örgütlenmeler de gelişmiştir. Daha o dönemlerde yönetim sorunları ile ilgilendiğini gösteren belgeler bulunmaktadır. Bununla birlikte ekonomide kaynak tahsis sorunlarının en önemli etkenlerinden biri olan “ yönetim” konusu ile bilim adamlarının ilgilenmeleri oldukça yenidir. İlk aşamada “ bilimsel yönetim” adı altında F.Taylor, H.Fayol gibi yazarlarca yönetimin etkinliğini artıracağı düşünülen bazı ilkeler ortaya konuldu. İkinci aşama “ Beşeri ilişkiler” aşaması olup yönetimde insanın rolü vurgulandı. Son olarak yöneylem araştırması, istatistik vb. birçok tekniklerle donatılan “Yönetim Bilimi” aşamasına gelindi.


Günümüzde oldukça gelişmiş bulunan yönetim bilimi eldeki kaynakların en verimli biçimde kullanılmasını öğreten bilgi dalı olarak da tanımlanmaktadır. Kaynak deyimi kapsamına insan gücü, para, zaman, malzeme ve yer gibi unsurlar girmektedir. Bu unsurların en verimli biçimde kullanılma usullerini bulmak, yönetim biliminin amacıdır. İyi bir yönetimin amacı, kaynak israfına yer vermeden, eldeki olanakları en iyi biçimde kullanarak işlerin daha basit, daha ucuz ve daha iyi yapılmasını sağlamaktır. Bunun sonucu olarak yönetim faaliyetleri, ister istemez toplumsal amaçları da kapsamaktadır.


c. Yönetim Sürecinin Genel Özellikleri :


Yönetim konusunu işleyen hemen her kitapta, yönetim sürecine ilişkin özellikler ortaya konulurken, yönetimi belirli ilkeler kalıbına sığdırmakta pek çok güçlükler bulunduğu belirtilmektedir. Gerçekten Fen Bilimlerinde olduğu gibi her zaman ve her ortamda geçerli belirli ilkeler koymak, Sosyal Bilimlerin hemen her alanında oldukça zor bir çaba olarak görülmektedir. Bununla birlikte yönetim biliminin gelişmesine paralel olarak yönetime ilişkin belirli ilkeler, birbirlerinden çok az farkla bir çok yazar tarafından ortaya konmuştur. “İşletme Yönetimi” bölümünde ana hatlarıyla incelenecek olan planlama, örgütleme, yöneltme, koordinasyon ve denetim konularında geliştirilen ilkeler, yönetim biliminin evrensel bir nitelik kazanmasına yardımcı olmuştur. Yönetim bir süreç olarak ele alındığında belirli özelliklere sahip olduğu görülür.


Her şeyden önce bir amacın varlığı gereklidir. Nitekim yönetim, bir amaca ulaşmak, bir isteği gerçekleştirmek veya bir hedefi elde etmek için yapılan iş, faaliyet, çaba vb.’lerinden oluşur.


Yönetim bir grup sürecidir. İnsanlar birarada yaşadıklarında yapılması gereken işlerin paylaşılması iş bölümüne, insanların belirli işleri yapmaları da uzmanlaşmaya yol açmaktadır. Ancak işlerin belirli bir amaca yönelik olarak yapılması gerekliliği, bir koordinasyonu zorunlu hale getirmektedir. Böylece çaba ve faaliyetler etkin ve verimli olabilmektedir. Bu da yönetim sürecinin aynı zamanda bir işbirliği süreci olduğu anlamına gelmekte ve yönetimin sosyal niteliğini ortaya koymaktadır.


Yönetim bir rasyonellik sürecidir. Rasyonellik, belirli bir amaca en az emek ve maliyetle varma, ya da belli araç ve olanaklarla en fazlayı elde etme olarak tanımlanabilir. Zaten yönetimin amacı da kaynakların rasyonel bir şekilde kullanılmasından başka bir şey değildir.


Yönetim bir otorite ve emir-komuta sürecidir. Otorite, bir iradenin diğer bir iradeye egemen olmasıdır. Bir diğer deyişle son ve kesin kararı veren iradedir. Ancak örgütlerde otorite tek elde toplanmamakta, kademeleşmiş bir yapıyla yaygınlaşmaktadır. Bu da bir emir-komuta zincirini ortaya çıkarmakta ve “Hiyerarşi” kavramı gündeme gelmektedir. Hiyerarşinin temel ilkesi ise, ast nitelikteki her makamın mutlaka daha üst bir makamın yapısal denetim ve gözetiminde bulunması gerekliğidir.


Yönetim bir karar verme sürecidir. Karar verme, karşılaşılan sorunların çözümünde eldeki olanakların rasyonel bir şekilde kullanılmasına yönelik alternatifler arasında bir seçim yapma işlemidir. Karar verme yönetimin hemen her kademesinde karşılaşılan bir olgu olup ileride daha detaylı ele alınacaktır.


d. Yönetim Biliminin Karşılıklı İlişkide Bulunduğu Bilim Dalları


Yönetim özünde insan ve insanların oluşturduğu toplum bulunduğuna göre, aslında sosyal bilimlerin hemen her dalı dolaysız veya dolaylı olarak yönetim bilimi ile ilişki halindedir. enm.blogcu.com.Yönetim bilimlerinin alanları henüz kesin olarak belirlenmiş olmadığından, bazı bilimlerin yönetim bilimi alanında mı, yoksa başka bir alanda mı bulunduğu tartışma konusudur. Bu yüzden yönetim biliminin karşılıklı ilişkide bulunduğu bilim dalları ele alınırken, bazılarının zaten yönetim biliminin bir kolu olduğu veya daha ele alınmayan bilim dalları olduğu ileri sürülebilir. Bununla birlikte bir fikir vermesi amacıyla yönetimle ilişkili bilimler şöyle sıralanabilir. 


  1. Yönetimin Genelini İnceleyen Bilimler :


Yönetim özel alanlarına, süreçlerine, işlevlerine ağırlık vermeden örgütü ve yönetimi geneliyle inceler. Yönetim Hukuku, yönetsel yargı, yönetim tarihi, yönetim ekonomisi, yönetim felsefesi, yönetim sosyolojisi, yönetim psikolojisi, örgütsel davranış, mühendislik psikolojisi, yönetim muhasebesi vb. bu gruptadır.


2. Yönetim Sürecini İnceleyen Bilimler :


Planlama, yönetsel iletişim, denetim, örgütleme gibi yönetim süreçlerini konu edinirler. Yönetimde karar verme, sorun çözme gibi süreçleri konu alan yöneylem araştırması, sistem analizi, sibernetik vb.de bu gruptadır.


Stok bulundurmanın özellikle üretim işletmelerindeki yararları çok büyüktür, öncelikle sürekli ve sabit bir üretim temposunu olanaklı kılar. Talebin üretim hacminden az olduğu dönemlerde üretim fazlası stoklamak, buna karşın talebin üretim hacminden fazla olduğu dönemlerde talep fazlası stoktan karşılamak yoluyla istikrarlı bir üretim temposu sağlanabilir. İstikrarlı bir üretim temposu ise; makine, iş gücü vb. kaynakların atıl kalmaksızın kullanılabilmesini sağlar.

3. Yönetimin İşlevlerini İnceleyen Bilimler:

Bütçenin, işgören hizmetlerinin yönetimi gibi yönetsel işlevleri inceler. Personel yönetimi, üretim yönetimi, pazarlama yönetimi, bütçe yönetimi, genel hizmetler yönetimi vb. gruptadır.


4. Yönetimin Özel Alanlarını İnceleyen Bilimler:

Toplumsal gereksinimlerin bir kesimini karşılamak için kurulan örgütlerin yönetimini inceler. Uygulamaya yönelik. Askeri yönetim, kamu yönetimi, işletme yönetimi, iş yönetimi, eğitim yönetimi, sağlık yönetimi, maliye yönetimi vb. bu gruptadır.


 

Ilgili Konular :

Sonraki Konu :


Duyuru

Facebook sayfamiza üye olun


Duyuru
Sitemizde güncelleme çalismalari devam etmektedir.
Görüs ve önerilerinizi bizimle paylasabilirsiniz ! mail adresimiz : endustrimuhendisligi@hotmail.com