» Tekstilde Yalın Üretim Geleneksel Üretim Karşılaştırılması 2

Yayinlanma Zamani: 2011-12-20 01:20:00





Makinelerin yerlesim planı da ürünlerin islemler arasındaki akıs sırasına uyacak sekilde yeniden düzenlenip, ürünlerin islemler arasında hiç beklemeden hızla akabilmesi sağlanıyordu. Genellikle U seklinde olan bu makine yerlesim düzeninde bir isçi birden çok makineden sorumlu tutuluyor, böylece hem is monotonluğu önleniyor hem de isçilikten  tasarruf ediliyordu.
Emniyet stokları en düsük seviyede olduğundan tüm islemlerin hatasız yapılması ve makinelerin bozulmaması gerekiyordu. Makinelerin kullanılabilir zamanı “Toplam Üretken Bakım” teknikleriyle (TPM) %100’lere yaklastırılmıstı. Çalısma ortamında düzen ve temizliğin sağlanması (5S) ise hem hataları hem de zaman israfını engellemenin bir yoluydu. Yüzde 100 hatasızlık gereği isçiye hata çıktığı anda hatanın nedenlerini bulabilmek için üretimi durdurma inisiyatifi tanınmıstı. Çoğu kez hatayı isçinin kesfetmesi yerine üretim hatlarında "poka-yoke" denilen sensörler ve hata yakalayıcı donanım kullanılıyor, bu mekanizmalar hatayı olustuğu anda otomatik olarak saptayarak ileriye gitmesini önlüyordu[5].
Toyota üretim sisteminin iki dayanağı otonomasyon ve tam zamanında üretimdir.
Otonomasyon Toyoda Sakichi’nin fikirlerinden ve deneyimlerinden alınmıstır. Kendi bulusu
olan Toyota tipi dokuma tezgâhı hem hızlı idi, hem de birçok çözgü ipliğinden biri
koptuğunda veya atkı ipliği bittiğinde makineyi otomatik olarak durduran bir donanıma
sahiptir.
Toyota üretim sisteminde üretim için en belirgin kosul israfın, istikrarsızlığın ve fazlalığın
tamamen önlenmesidir. Bu yüzden hata olusma ihtimali varsa ekipmanın hemen durdurulması
esastır [6]. Buna örnek olarak dokuma kumas üretimini verebiliriz.
Dokuma kumaslar boyuna ilerleyen çözgü ipliklerinin arasından enine atkı ipliklerini
geçirerek elde edilirler. Bir dokuma tezgâhında herhangi bir çözgü ipliği koptuğunda üretim
devam ederse boyuna bir iz seklinde eksik çözgü teli görülür ve bu hatanın geri dönüsü
yoktur, kumasın o kısmı giysi yapımında kullanılamaz. Bu yüzden el tezgâhlarında dokumacı
bunu gördüğünde durur ve çözgüyü elle bağlayıp isine devam eder. Ancak motorlu
tezgâhlarda dokumacı sadece bir makineye bakmadığından bu hata olusursa fire oldukça fazla
olabilirdi, bu yüzden bir dokumacıya çok sayıda dokuma makinesinin kontrolünü vermek
mümkün değildi. Ancak günümüzde yukarıda bahsi geçen sistem, her çözgü ipliğinin üzerine
kopus halinde basitçe yerçekimiyle asağı düsüp devreyi tamamlayan ve dokuma makinesini
durduran lamel adını verdiğimiz ince metal bir levha takılarak, tüm dokuma makinelerinde
uygulanmaktadır.
4. SERĐ ÜRETiM iLE YALIN ÜRETiM ARASINDAKi FARKLAR
Seri üretim ile Yalın Üretim arasındaki en çarpıcı farklılık amaçlarında yatmaktadır. Seri
üreticiler kendilerine sınırlı bir hedef tayin ederler. Bu da, azami sayıda, standardize edilmis
ürünler anlamına gelir. Daha iyisini yapmak, bu anlayısa göre çok pahalıya mal olacaktır veya
insanın doğal yeteneklerini asacaktır. Diğer tarafta, yalın üreticiler kesin olarak kusursuzluğu
hedef almıslardır. Devamlı düsen maliyetler, sıfır bozuk mal, sıfır stok ve sonu gelmeyen ürün
çesitliliği gibi. Yalın üretici bu hedefe ulasmak için sürekli mükemmellik arayısı içindedir.
Yalın Üretim, daha fazla profesyonel yeteneklerin öğrenilmesini ve bunların katı bir
hiyerarsiden ziyade yaratıcı bir sekilde bir takım atmosferi içinde uygulanmasını
gerektirmektedir. Ana amaç, sorumluluğu kurulusun yapısal piramidinde çoğunluğu olusturan
alt kademelerdeki kisilere yaymaktır [2].

Fordist dönemin kitlesel üretim teknolojisi, üretilen malların kitlesel tüketimine
dayanmaktaydı. Toplam arz ve talep arasındaki dengenin kurulabilmesi için yüksek ücret
politikaları uygulanmaktaydı. Kitlesel üretim kendi kitlesel tüketicisini ve tüketim kalıplarını
yarattı. Esnek üretim de, üretim teknolojilerindeki yeniliklere, ürün ve hizmet farklılasmasına
karsı kendi tüketicisini yaratmıstır. Üretici ile tüketici arasındaki iliskiler esneklesmis, ürün
çesitlenmis, finans sektöründeki gelismeler, tüketici kredileri vb. yöntemler, kitlesel tüketimin
yüksek ücret politikalarının yerini almıstır. Tüketici kavramı yerine müsteri kavramının
kullanılması, müsteri olarak insana verilen önemi değil, yüksek derecede farklılasmıs
tüketime geçisi, üretimdeki esnekliğe karsı tüketici tercihlerinde de bireyselliği ve esnekliği
yansıtmaktadır.
Seri üretim ile yalın üretim karsılastırıldığında en çarpıcı farklılık onların asıl amaçlarında
yatmaktadır. Seri üreticiler, kendilerine ‘yeterince iyi’ olarak özetlenebilecek sınırlı bir hedef
tayin etmektedirler. Bu da, kabul edilebilir sayıda bozuk mal, azami kabul edilebilir seviyede
stoklar, çesidi az sayıda, standardize edilmis ürünler anlamına gelmektedir. Daha iyisini
yapmak, onların ileri sürdüğü fikre göre, çok pahalıya mal olmaktadır veya insanın doğal
yeteneklerini asmaktadır. Yalın üreticiler ise, devamlı azalan maliyetler, sıfır bozuk mal, sıfır
stok ve sonu gelmeyen ürün çesitliliği gibi hedefleri içeren kesin olarak kusursuzluğu hedef
almaktadırlar [7].
5. TÜRKiYEDE YALIN ÜRETiM UYGULAMALARI
Bu yatırımlara öncü olarak yalın yönetimin bulucusu Toyota gelmektedir. Toyota Türkiye’nin
önde gelen sermaye gücü olan Sabancı Holding’le beraber Adapazarı’nda 1994 yılında
faaliyete geçen büyük bir montaj tesisi kurmustur. Bu tesisin kapasitesi yıllık 100.000 araba
olup Corolla modeli ile Türkiye pazarında önemli bir yer edinmistir.
Diğer yandan Amerikalı yalın üretici Ford da Koç Holding’le kurmus olduğu ortaklığa,
pazarda olusan rekabet karsısında farklı bir yön vererek, Escort modeliyle daha sonra da
Focus, Mondeo ve Ka modelleriyle piyasada çok iyi bir yer elde etmistir. Yine bir yalın
üretici olarak Ford’un bayileri de Toyota’nın bayileriyle aynı özellikleri tasımakta, pazarlama,
servis ve bakım bir arada yapılmaktadır [8].
Türkiye’de ise bu tür uygulamaların özellikle son yıllarda büyük ölçekli kuruluslarda yaygın
bir sekilde uygulamaya konulduğu bilinmektedir. 1980’li yıllar ile birlikte Türkiye’de liberal
politikalar yoluyla ekonominin dısarıya açılması sanayi kuruluslarının uluslararası
piyasalardaki rekabet kosullarına uyum sağlamasını bir zorunluluk haline getirmistir.
1996 yılında Türkiye’nin gümrük birliğine girmesi bu süreci daha da hızlandırmıstır. Bu
açıdan basta otomotiv, beyaz esya ve tekstil sektöründe faaliyette bulunan firmalar öncü
kuruluslar olarak bu rekabet sürecinde yerini almıslardır.
Özellikle 1980’li ve 1990’lı yıllar ile birlikte ihracata ağırlık veren büyük ölçekli firmalar
ucuz isgücünün yanı sıra yeni teknolojik yatırımlara ağırlık vermeye baslamıs ve böylece bu
firmaların rekabet gücü iç piyasaların yanı sıra dıs piyasalarda da önemli ölçüde artmıstır.
Bütün bu gelismelerin yanı sıra, firma bazında yönetim anlayıslarında da önemli değisimler
yasanmıstır. Sermayenin değisen piyasa kosullarına bağlı olarak yeniden yapılanması olarak
tanımlayabileceğimiz bu tür uygulamalar ilk önce otomotiv ve beyaz esya sektöründe hızla
yaygınlasmaya baslamıs ve daha sonra diğer sektörlerde bulunan kuruluslarda bu sürece dahil
olmustur. Bu süreci hızlandıran bir gelisme ise ulusal ve uluslararası düzeyde kalite ile ilgili çesitli kurulusların ortaya çıkmıs olmasıdır. Bu kuruluslar tarafından değisik kalite ödülleri
verilmeye baslanmıstır. Ulusal düzeyde Kal-Der ve uluslararası düzeyde ise Avrupa Kalite
Derneği gibi kurulusların verdiği ödülleri almak için Türkiye’de önde gelen firmalar büyük
bir rekabet içerisine girmistir.
Türkiye, Asya ile Avrupa arasında yer alan, gelismekte olan ve aynı zamanda küresellesen
dünyada kısıtlı kaynaklarıyla rekabet etmek zorunda olan bir ülkedir. Ayrıca imalat sanayinin
kullandığı kredilerin maliyeti, diğer ülkelerle karsılastırıldığında çok yüksektir. Bu durum
firmaları düsük maliyette ve yüksek kalitede ürünler üretmeye ve bu ürünleri hızlı bir sekilde
teslim etmeye zorlamaktadır. Bu yönüyle bakıldığında Yalın Üretim sistemi, özellikle
finansman ihtiyacını azaltacağından, Türkiye için daha büyük öneme sahiptir [9].
6. TÜRK TEKSTiL SEKTÖRÜNE BiR BAKIS
Ülkemizde Tekstil sektörü katma değer yaratması ve ihracat geliri getirmesi ile ekonomik
kalkınmamıza önemli katkı sağlayan bir is koludur. Sadece ülkemiz değil su an sanayilesmis
ülkelerin de çoğunun kalkınma sürecinde tekstilin önemi reddedilemez. Örneğin
Đngiltere, Almanya, Japonya vb.
Sanayilesmis ülkelerde tekstil üretiminin imalat sanayi içindeki payı azalsa dahi bu ülkeler
tekstil sektörünü gelismekte olan ülkelere tamamen devretmemektedirler. Üretiminin
yarısından fazlasını ihraç eden, istihdam yaratan ve çoğunluğu KOBĐ’lerden olusan Türk
tekstil sektörü halen ülkemiz için önem tasımaktadır. Hazır giyim ve konfeksiyon sektörü
2006 yılı ilk yarısında 6,705 milyar dolar değerinde ihracat gerçeklestirmistir. 2005 yılı es
döneminde gerçeklestirilen ihracat ise 6,830 milyar dolardı. Bu değerlere göre, sektör
ihracatında 2006 yılı ilk yarısında %1,8 oranında düsüs yasanmıstır. Dünya pazarlarındaki
gelismeler, petrol fiyatlarındaki asırı artıslar, yeni rekabet ortamından kaynaklanan zorluklar
ve ana pazarımız olan AB ekonomisindeki durgunluk dikkate alındığında, ihracatın geçen
yıllara göre performans kaybetmesi bekleniyordu. Yılın ilk aylarında meydana gelen
beklenmedik düsüsler, yerini 5. ve 6. aylarda bir toparlanma sürecine bırakmıstır. Son birkaç
yıldır gerek uluslararası piyasalarda meydana gelen gelismeler nedeniyle konfeksiyon
sektöründe olusan siddetli rekabetin neden olduğu fiyat erozyonu ve gerekse Türkiye’nin
diğer sanayi dallarının gösterdiği yüksek performans nedeniyle, hazır giyim ve konfeksiyon
sektörü, ihracatta ilk sıradaki yerini koruyamadı. Son yıllarda gösterdiği yüksek oranlı ihracat
performansı ile dikkat çeken, tasıt araçları ve yan sanayi sektörü 7,7 milyar dolarlık ihracat ile
ilk sırayı alırken, demir çelik ürünleri ise, 3,8 milyar dolarlık ihracat gerçeklestirerek üçüncü
sıraya yerlesmistir [1].
Tüm bu yasanan süreçte bazı tekstil firmaları piyasanın gereklerine uyum sağlayabilmek için
yalın üretim araçlarını kullanmıs ve üretim proseslerinde iyilestirmeler yapmıslardır. Söktas
firması tekstil üretiminin en önemli üç kriteri olan kalite, fiyat ve terminin ilk ikisinde ciddi
bir seviyeye sahipken 2006 yılında ortalama 5-6 hafta olan ipliği boyalı kumas siparisi üretim
süresini numune kapasitesini artırarak 3-4 hafta seviyelerine çekti ve bu sekilde pazar payını
korudu. Benzer sekilde 2008 yılında Gökhan Tekstil yalın üretimi uygulayarak maliyetlerinin
kaliteden feragat etmeden belirgin bir sekilde düsürdü.
Funika Holding ise bir Yalın Üretim sistemi uygulayıcısı olarak, 2006 yılına üretim ve
finansal parametleri olumlu bir kurum olarak girmistir. Funika Holding, Yalın Üretim sistemi
ile 2004 bütçesini planladığı sekli ile gerçeklestirmistir. Ayrıca, satın almada tasarruf, üretimde verimlilik, satısta farklılık sağlayarak bu 3 temel alanda yüzlerce uygulama yapmıs
ve sonuçta 2 trilyon 619 milyar TL tasarruf gerçeklesmistir.
Sermayenin kısıtlı ve maliyetinin yüksek olduğu ülkemizde büyümenin lokomotifi verimlilik
artısı olmak zorundadır. Yalın Üretim Sistemi israflar yüzünden tüketilmekte olan kaynakları
verimli kullanabilmenin yollarını göstermektedir. Tasarruf edilen kaynaklar daha fazla değer
yaratmaya yönlendirildiğinde, hem mevcut pazarlarda daha genis ekonomik imkânlar
bulunabilir, hem de yeni pazarlara doğru büyüme gerçeklestirilebilir [9].
7. BĐR TERBiYE iSLETMESiNDE YALIN ÜRETiM ADINA YAPILAN VE
YAPILABiLECEK iYiLESTiRMELER
- Tekstil terbiye isletmelerinde özellikle dokuma kumasların açık en terbiye islemlerinde
kumasın üzerine kimyasal madde aktarılması gerektiğinde birçok kez kurutma ve apre verme
islemi gerçeklesmektedir. Burada bizim ısıtma giderlerimizin çoğunu kurutma islemi
olusturur, zira kurutma yapabilmek için sıvı fazda bulunan suyun buharlasma sıcaklığına
kadar ısıtılıp daha sonra da buharlastırılması için enerji verilmesi gerekir.
Bu yüzden biz kuması kurutup tekrar kimyasal aplikasyonu yapmak (kurudan yasa çalısma
sekli) yerine kuması kurutmadan silindirler arasında veya bir vakum yardımıyla fazla suyunu
sıkıp yas halde apre vermeyi (yastan yasa çalısma sekli) tercih ederiz. Bu yüzden tekstil
terbiyesinde ilk akla gelebilecek yöntemlerden birisi budur. Nihai tüketici için hiçbir faydası
olmayan ara kurutmalar tamamen israf kaynağıdır. Bu konu ile ilgili Söktas, Boyasan
firmaları yastan apre vermeyi basarı ile uygularken Gökhan Tekstil optik verme islemini bile
yastan yapabilmektedir.
- Tekstil sanayinde yatırımlar genellikle Sümerbank dönemi ardından küçük atölyelerin yavas
yavas büyümesi ile gerçeklestiğinden makine yerlesimleri önce ufak kapasitelere göre yapılır
ve siparisler büyüdükçe yeni yatırımla farklı makine gruplarının bir araya gelmesi kaçınılmaz
olur. Bu yalın üretim açısından çok olumsuz bir durumdur ve bekleme-tasıma süreleri
inanılmaz derecede yüksek olur. Bu yüzden makine parkının yerlesimi optimum kapasiteye
ulasıldığında kademeli olarak ürün akısına göre yeniden düzenlenmelidir.
- Bir önceki maddede belirtildiği üzere yatırımlar ileriki yıllarda kapasite olarak baslangıca
göre çok farklı noktalara ulastığından üretimi artırmak için yapılan yatırımlar bazı durumlarda
darboğaz yaratır. Ör: Açık en kumas üreticileri genellikle kumasın parlaklığını artıran
merserize isleminde, havlu üreten firmalar ise kumasa dolgunluk veren Turbang isleminde
darboğaz yasarlar. Burada merserizasyon isleminde Söktas bir kalite çemberi sonucunda
düsük miktarda kostik içeren yıkama suyunu merserize öncesi ön tekneye besleyerek
kimyasal reaksiyonun daha erken baslaması sağlanarak hız %20 civarında artırılabilmistir.
Aynı sekilde Turbang makinesinde makine kontinü çalısmaktadır. Ancak kabinler içine alınan
mal miktarı operatörün inisiyatifinde olup hata yapmaya müsaittir. Bir otomasyon sistemi
yardımıyla kabinler içine alınan kumas sayaçla sayılıp kontrollü bir sekilde kabine beslenirse
hem bu hata azalır hem de standart üretim daha hızlı bir sekilde gerçeklesebilmektedir.
Demsan Tekstil bu sekilde çalısma hızını yaklasık %30-35 artırabilmistir.
- Tekstil terbiye islemleri genellikle yas islemlerdir. Ör: kasar (beyazlatma), yıkama, boyama
vb. Açık en hattında kontinü yıkama makinelerinde, çektirme yönteminde ise diskontinü
çalısan HT makinelerinde en çok yasanan bekleme süresi suyun makinelere alımı ve istenen
proses sıcaklığına ısıtma süresidir. Bunları azaltmak için öncelikle su besleme hattını büyütmek ve hazır sıcak su kullanımı alternatifleri vardır. Bunun en güzel bir örneğini
Demsan atık sularından esanjör vasıtasıyla proseste kullanacağı suyu 70Cye ısıtıp ayrı bir
tankta isletmenin kullanımına hazır tutarak gerçeklestirmistir. Burada hem atık suyun ısısı
geri kazanılarak temiz suyu ısıtmak için harcanan enerjiden tasarruf sağlanır, hem islem için
suyu ısıtmakla zaman kaybedilmez, hem de buhar kazanında ani olarak ısıtma için pik çekis
olmaz.
- Boyama prosesinde Söktas yarı kesikli bir boyama yöntemi olan pad-batch sistemini
kullandığından reaktif boyama için verilen bekletme sürelerini yaptığı laboratuar
çalısmalarıyla 24 saatten 16 saate kadar düsürebilmistir.
Aynı sekilde Demsan Tekstil HT makinelerinde boyama öncesinde kumaslarda tüylenmeyi
engellemek için yaklasık 30 dakika anti-pilling islemi uygulamakta ve bunu müteakip sıcak
yıkama yapmakta idi. Yapılan iyilestirme çalısmaları ile anti-pilling enzimini yok etmek için
yapılan sıcak yıkama islemi yerine anti-pilling islemi yapılan banyoda boyama islemine
baslanmakta ve enzimin boyama isleminin basında soda dozaj adımına dek çalısması
sağlanarak, soda dozajı ile enzimin öldürülmesi basarılmıstır. Bu sekilde 8 saatlik minimum
boyama süreleri 5,5-6 saate kadar düsürülebilmistir.
- Tekstil üretimi özellikle son yıllarda tamamen siparise dönük çalısmaktadır. Daha önceki
zamanlarda üreticiler zaten satılacağını bildikleri malları stoklama yoluna gitmekteydi. Ancak
bugün bu mümkün değildir. Siparis miktarlarının azalması ve trendlerin çok hızlı değisimi
bunu beraberinde getirmistir.
Bir siparis alındığında boyahane islemlerine kadar en az 1-2 haftalık bir süreç geçmektedir.
Bu süre zarfında boyahane üretim takip programlarını kullanarak malzeme ihtiyaç
planlamasını tasıma ve stoklama giderlerini minimize edebilecek sekilde yapabilmektedir.
Bunu basarıyla uygulayan ihracata çalısan birçok sirket vardır.
7. KAYNAKLAR
[1] Akçagün, E., “Hazır Giyim Đisletmelerinde Yalın Üretim Tekniklerinin Arastırılması”,
Yüksek Lisans Tezi, istanbul, 2006.
[2] Gökçe, i., “Mevcut Üretim Sürecinin Yalın Üretim Yaklasımıyla Yeniden
Yapılandırılması ve bir Uygulama”, Yüksek Lisans Tezi, izmir, 2006.
[3] Singh, B. , Garg, S.K. , Sharma, S.K. , Grewal, C. , “Lean Implemantation And Its
Benefits To Production Industry, International Journal of Lean Six Sigma” Vol .1 No.2, Sayfa
158, 2010.
[4] Demirkır, M.S., “Yalın Üretim ve Lastik Sektöründe bir Uygulama”, Yüksek Lisans Tezi,
Sakarya, 2008.
[5] Arslan, S., “Yalın Üretim ve Man Türkiye A.S.’de Örnek bir Yalın Üretim Uygulaması”,
Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2008.
[6] Ohno, T., “Toyota Production System: Beyond Large-Scale Production”, Productivity
Inc., Sayfa 77, 1988.

[7] Sevimli, A., “Yalın Üretimde Çalısma Gruplarının Etkinliği ve Ford-Otosan inönü
Fabrikasında bir Uygulama”, Yüksek Lisans Tezi, Eskisehir, 2008.
[8] Belgütay, A.G., “Yalın Üretim Sistemi ve Tekstil Sektöründe Bir Örnek Olay Çalısması”,
Yüksek Lisans Tezi, istanbul, 2007.
[9] Özmez, D., “Bir Üretim Organizasyonu Olarak Yalın Üretim Sistemi”, Yüksek Lisans
Tezi, Bursa, 2006.


Sonraki Konu :


Duyuru

Facebook sayfamiza üye olun


Duyuru
Sitemizde güncelleme çalismalari devam etmektedir.
Görüs ve önerilerinizi bizimle paylasabilirsiniz ! mail adresimiz : endustrimuhendisligi@hotmail.com