» Türkiyede Issizlik ve Istihdam Sorunu

Yayinlanma Zamani: 2011-01-25 21:04:00





I.GİRİŞ

Ülkelerin sahip oldukları işgücünün durumu ve niteliği o ülkelerin ekonomik gelişimlerinin temel göstergelerinden biridir. Ülkeler sahip oldukları insan kaynaklarını en etkin şekilde üretime sokabilmelidir. Aksi takdirde önemli derecede sosyal ve ekonomik maliyet yüklenmek zorunda kalırlar. Bu açıdan bakıldığında işsizlik problemi, sadece gelişmekte olan ülkelerin değil, gelişmiş ülkelerin de üstesinden gelmek zorunda olduğu bir sorundur. (WWW doküman: http://www.basakekonomi.com.tr/arsiv/oecd.html ).


Avrupa’da işsizlik sorunu her geçen gün büyümektedir. ABD’de de durum çok farklı değildir. Gelişen teknoloji ve küreselleşme ülkelerde işsizliği arttırmaktadır. Afrika, Asya, Latin Amerika ülkelerinde işsizlik sorunu yoksullukla birlikte  toplumsal sefalete dönüşmektedir. İstihdam yaratmak amacıyla bu ülkelerde farklı politikalar geliştirilmekte ve uygulanmaya çalışılmaktadır.

Türkiye’de de işsizlik tüm dünyada olduğu temel sorunlardan biridir. İşsizliğin azaltılmasıyla ilgili olarak çeşitli kararlar alınmış ve politikalar uygulanmaya çalışılmıştır, ancak bunların yeterince başarılı olduğunu söylemek zordur. Özellikle son yaşanan ekonomik krizle birlikte işsizlik ve buna bağlı olarak yoksulluk artmıştır.

Bu çalışmada, öncelikle işsizlikle ilgili temel kavramlar açıklanacak ve Türkiye’de işsizliğin nedenleri araştırılacaktır. Daha sonra günümüze kadar  Türkiye’de uygulanmış istihdam politikaları ve AB ülkelerinin istihdam konusunda ki çalışmaları incelenecektir. Son olarak işsizliğin azaltılması ile ilgili ortaya konan  düşüncelere yer verilecektir.




II. İŞSİZLİK VE İSTİHDAM İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

İşsizlik, çalışma yaşları arasında olan, çalışmaya engel bir özürü bulunmayan ve çalışma arzusuna sahip kişilerin iş bulamaması durumudur. Ortaya çıkış şekillerine göre, çeşitli işsizlik çeşitlerinden söz edilebilir (Seyidoğlu, 1999):
 
Teknolojik işsizlik: Eskiden insanlar tarafından yapılan işlerin makineler tarafından yapılmaya başlamasından sonra oluşan, yani sermaye-yoğun teknolojilerin ortaya çıkarttığı işsizliktir.

Yapısal işsizlik: Ekonomide sermaye yokluğu gibi nedenlerle yeterli ölçüde iş sahası yaratılamamasından kaynaklanan işsizliktir.

Mevsimlik işsizlik: Özellikle tarım ve inşaat gibi mevsime bağlı iş kollarında uygun mevsimler dışında ortaya çıkan işsizlik durumudur.

Konjonktürel işsizlik: Bir ekonomide talepteki daralma sonucunda beliren işsizliktir.

Arızi işsizlik: Grev, sel, yangın gibi geçici nedenlerin doğurduğu işsizliktir.

Gizli işsizlik: Çalışır görünmesine karşın, gerçekte üretime bir katkısı olmayan insanları ifade eder.

Seyidoğlu’nun bu tanımlarına ek olarak, friksiyonel ve iradi işsizlik tanımlarını da ekleyebiliriz. 

İradi işsizlik: Cari ücret düzeyinde mevcut çalışma koşullarında çalışmak istemeyenlerin meydana getirdiği işsizliktir. Bir kimse bir haftalık çalışmayla daha uzun süre geçinebiliyorsa kalan günleri boş geçirecektir. Ayrıca ailede birden çok ferdin çalışması geçinmeye yettiğinden kimi fertler çalışmamayı yeğleyecektir.

Friksiyonel işsizlik: Bu tür işsizlik daha iyi çalışma imkanları ve daha yüksek ücret elde etmek amacıyla işçilerin yer ve meslek değiştirmelerinden doğabilir. Emek arz ve talebi arasındaki kısa süreli dengesizlikler, emek sahipleri ile müteşebbislerin emek piyasası hakkındaki bilgisizlikleri, işgücünün mobilite noksanlığı friksiyonel işsizliğin temel nedenleri arasındadırlar.

İstihdam  ise bir ülkede belli bir dönemde çalıştırılan toplam işgücü miktarını ifade eder. İstimdam; iktisatçılar tarafından (en geniş anlamı ile), üretim faktörlerinin tam kullanımı olarak tanımlanır. Dar anlamı ile ise; herhangi bir işte yevmiyeli, ücretli, maaşlı, kendi hesabına çalışan, işveren ya da ücretsiz aile işçisi olarak referans dönemi içinde en az bir saat bir iktisadi faaliyette bulunan kişilerdir.

 Tam istihdam, bir ekonomide çalışma istek ve yeterliğinde olup da geçerli ücret düzeyinden çalışmayı kabul eden herkesin iş bulabildiği durumdur. Eğer bir ekonomide üretim faktörlerinin tümü çalışıyor ve üretime katılıyorsa biz bu ekonominin tam istidam durumunda olduğunu ya da tam istihdama ulaştığını söyleriz. Tam istihdamın gerçekleşmiş olduğu bir ekonomide mevcut çalışma koşullarında ve cari ücret düzeyinde çalışmak isteyen tüm emek sahipleri iş bulabildiği gibi ülkenin mevcut sermaye malları stoku ve tabiat faktörü de tamamen üretime katılmış durumdadır.

Eksik istihdamda ise üretim faktörlerinin bir kısmı üretime katılmamaktadır. Bunun nedeni talep yetersizliğidir. Malların bir kısmı satılamıyor stoklar artıyorsa ekonomide talep azlığından söz edilir. Bu durumda müteşebbisler talep edildiği kadar mal üretecek , üretim hacmini daraltacaklardır. Mal üretiminin azalması bir kısım işgücünün işsiz kalması demektir. Aslında insanların ihtiyaçları sonsuz olduğu için atıl(çalışmayan) faktörlerin de üretecekleri mal ve hizmetlere istek vardır. Fakat her istek talep değildir. İsteklerin talep halini alabilmesi için satın alma gücü ile desteklenmesi gerekir. Toplumda fertlerin gelirleri artınca istekler satın alma gücü ile desteklendiğinden talep artacaktır. Bu da daha çok mal ve hizmet satılmasına stokların erimesine imkan verecektir. Stokların azaldığını gören müteşebbisler üretim hacmini genişletecekler ve bunun için işsiz ve boşta kalan faktörleri istihdam edeceklerdir. Bu da ekonomiyi tam istihdama doğru geçirmiş olacaktır.

III. TÜRKİYE’DE İŞSİZLİK VE İSTİHDAMIN YAPISI

Türkiye’de işsizliğin çeşitli türlerinin bir arada olması, bazı işsizlik türlerinin ölçülmesinde karşılaşılan zorluklar ve verilerin yetersiz olması işsizliğin gerçek boyutlarının saptanmasını zorlaştırmaktadır. Ülkemizde işsizlikle ilgili verileri DİE, DPT ve Türkiye İş Kurumu toplamaktadır. Ancak bu kurumların ortaya koyduğu işsiz sayıları birbirinden farklıdır. Bu farklılığın temel nedeni, kurumların yapmış oldukları işsizlik  tanımlarının farklı olmasıdır (Gündoğan, 2001, 109).

DİE’ne göre, “Referans dönemi içinde istihdam halinde olmayan (kar karşılığı, ücretli ya da ücretsiz bir iş ile ilişiği de olmayan) kişilerden iş aramak için son altı ay içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve 15 gün içinde işbaşı yapabilecek durumda olan 12 ve daha yukarı yaştaki tüm kişiler işsiz nüfusa dahildirler. Ayrıca; iş bulmuş ya da kendi işini kurmuş ancak, işe başlamak ya da işbaşı yapmak için çeşitli eksikliklerini tamamlamak amacıyla bekleyenlerden 15 gün içinde işbaşı yapabilecek kişiler de işsiz nüfus kapsamına  dahildirler”.

Türkiye İş Kurumu’na göre ise, kayıtlı işsiz, “Çalışma çağında ve gücünde olan, çalışmak isteyin, Kuruma başvurduğunda asgari ücret düzeyinde gelir getirici bir işi olmayan, Kurum tarafından henüz kendisine iş bulunamayan aktif kayıtlardaki kişilerdir. Kayıtlı işgücünden, daha iyi şartlarda iş arayanlar ve belli bir işyerinde çalışmak isteyenler çıkarıldığında geri kalanlar kayıtlı işsiz sayılmaktadır”.

DİE’nin yaptığı anketler daha kapsamlı olmakla beraber gerçek durumu pek yansıtmamaktadır. Anketin yapıldığı dönemde bir işte bir saat bile çalışmış olanlar işsiz sayılmamaktadır. Bu kriter, istihdamın süreklilik arz ettiği, ücretsiz çalışmanın yaygın olmadığı sanayi toplumlarında gerçekçi verilere ulaşmanın bir yolu olabilir. Ancak, Türkiye gibi aile işletmelerinin yaygın olduğu ülkelerde gerçekçi işsizlik verilerine ulaşmakta yetersiz kalır (Gündoğan, 2001, 111). 

İstihdamı olumsuz etkileyen etmenlerin başında nüfus artış hızının yüksekliği gelir. Türkiye’de nüfus hızla artmaktadır, bu artış kişi başına geliri ve tasarrufları düşürmektedir. Tasarruf azalışı yatırım ve büyüme hızını azaltmakta, buda istihdam artışını azaltmaktadır. Ayrıca, hızlı nüfus artışı ve şehirleşme, sosyal güvenlik harcamalarını arttırarak devlet bütçesinin kabarmasına, yatırımlara akabilecek kaynakların  cari harcamalara kaymasın, enflasyona ve istikrarsızlara neden olarak istihdamı olumsuz etkilemektedir (Kılıçbay, 1992, 269).

2000 yılı nüfus değerlerine göre Türkiye’nin toplam nüfusu ve nüfus artış hızları ile büyük şehirlerin payları şöyledir;

Tablo 1 : 2000 Yılı Nüfus Değerleri

Kaynak : DİE, www.die.gov.tr

Türkiye’de işsizliği doğuran bir diğer neden, tarım sektörünün GSYİH içindeki payının düşmesine rağmen, bu sektörün istihdamdaki payının hala büyük olmasıdır. Tarımın ekonomideki önemi azalırken, nüfusun önemli bir kısmı geçimini tarımla sağlamaya devam etmektedir. Bu sektör, aile işletmelerine dayalı üretim yapan, kadın istihdam eden ve ücretsiz aile işçisi çalıştıran bir istihdam yapısına sahiptir ve büyük ölçüde mevsimlik dalgalanmalardan etkilenir. Son yıllarda tarım sektöründeki bu yoğunluğun hızlı kentleşmeyle birlikte şehirlere, buradada kayıt dışı istihdama yöneldiği görülmektedir. Kayıt dışı istihdamda özellikle kadın ve çocuk işçileri büyük yer tutmaktadır. 10-14 yaş arası çocukların çalışma oranı günümüzde %24 e ulaşmıştır. Birçok ülkede bu oran azalırken ve çocuk işçiler ortadan kalkarken, Türkiye’de artmaktadır.  Kentlerde, yoksullukla doğru orantılı olarak kayıt dışı istihdam artmaktadır. Hatta bir işte çalışanların ek gelir elde edebilmek için bu işten geri kalan zamanlarında kayıt dışı çalıştıkları bilinmektedir (Ekin, 2000, 244-246).

Kayıt dışı istihdamın artmasında, firmaların üzerindeki vergi ve fon yüklerinin ağır olmasının neden olduğu düşünülmektedir. Vergi sisteminin yeterince adil olmaması, enflasyonun yüksekliğiyle birleşince firmaları maliyetlerini azaltmak için kaçak işçi çalıştırmaya itmektedir.

DİE verileri incelendiğinde, DİE'nin OECD tanımlarını esas alarak "işsiz" kabul etmediği çeşitli grupların aslında ülkemiz koşullarında fiilen işsiz oldukları ve sayılarının 2001 yılında 2 Milyon 832 Bin kişiye vardığı görülmektedir. Buna, 4 milyon 200 bin kişiye ulaşan kayıtdışı istihdam ilave edilirse, ülkemizde düzenli bir gelir ve düzgün iş sahibi olmayan işgücü sayısının 9 milyona vardığı anlaşılmaktadır (WWW doküman: http://www.tisk.org.tr/duyuru/duyuru68.htm).

TİSK’in yaptığı araştırmaya göre açık-gizli işsizler ile kayıtdışı çalışanların sayıları tablo 2’de gösterilmiştir.

Tablo 2 : Açık-Gizli İşsizler ve Kayıtdışı Çalışanlar (Binkişi)

Türkiye’de işsizlikle ilgili dikkat çeken bir diğer nokta, eğitimli gençlerin iş bulamamasıdır. Ayrıca eğitimli gençlerin iş bulamamasının yanısıra öne çıkan diğer bir konu da eksik istihdamdır. Gençlere, okullarda yeteneklerine uygun eğitimin verilememesi ve çalışma hayatına sağlıklı geçişin yapılamaması nedeniyle, çoğu genç eğitimleri ve istekleriyle alakasız işlerde çalışmaktadır (Gündoğan, 2001, 116).

Eğitim sisteminin sektörlerin ihtiyaç duyduğu niteliklere sahip işgücü yaratamaması da işsizliğin artmasına neden olmaktadır. Yeni teknolojilerin yoğun olarak kullanıldığı bazı sektörlerde  eleman ihtiyacı olmasına rağmen, bu ihtiyacı sağlayabilecek teknik bilgi ve beceriye sahip kişilerin yetiştirilememiş olması her iki taraf için de sorun yaratmaktadır.

Aşağıdaki tabloda istihdamın genel durumu verilmiştir.
Tablo 3: İstihdamdaki Gelişmeler                             (15+Yaş,Bin Kişi)

Kaynak : DİE, Hanehalkı İşgücü Anketi Sonuçları

2001 yılında yaşanan krizle ekonomik aktivitenin gerilemesi işgücü piyasasını olumsuz etkilemiştir.  Haziran 2002 itibariyle işsizlik oranı, %8,5’dan %9,6’ya çıkmıştır.  Kentli işsiz sayısındaki artış daha belirginidir. Kentlerde bu oran %11,5’den %13,5’e çıkmıştır.  Tüm sektörlerde 2002 yılının ilk üç ayında istihdam edilenlerin sayısında azalma meydana gelmiştir. Ancak ikinci üç ayda istihdam eski seviyesine yükselmiştir.

Açık işsizlerin yaş gruplarına ait veriler incelendiğinde; kayıtlı açık işsizlerin yaklaşık 2/3’ü 20-29 yaş grubundadır. Bu grubu, %12,5 ile 15-19 yaş grubu izlemektedir. İş arayanların eğitim düzeylerine göre dağılımında ilkokul mezunları, işsiz grubun yarısından fazlasını oluşturmaktadır. Bu grubu %16,8 ile lise ve dengi okul mezunları izlemektedir. Yüksek öğrenim görmüş açık işsizlerim toplam içindeki payı %3’tür. İş ve İşçi Bulma Kurumu’nun verileri toplu olarak incelendiğinde , iş arayanların %90’ının vasıfsız işgücü olduğu ve genç işsizlerin (15-29) işsiz grubun çoğunluğunu oluşturduğu söylenebilir (Başol, 2001, 31).

Özet olarak Türkiye’de işsizliğin nedenleri temel olarak şu başlıklar altında toplanabilir (Başol, 2001, 32):

1. Her yıl artan nüfus ve işgücü arzı,
2. Enflasyon nedeniyle birçok kuruluşun kapanması veya çalışanlarını işten çıkarması,
3. Köyden kente göçler,
4. Tarımın makinalaşması sonucu her yıl ortaya çıkan gizli işsizlik,
5. Tarımdaki sürekli işsizlik,
6. Açık işlerin yeni kuşakların iş beklentisine uymaması,
7. Büyüme hızının ve yatırımların azalması,
8. Dış ülkelere gönderilen işçi sayısındaki büyük azalma,
9. Yurda kesin dönüş yaparak giren işçi sayısındaki artış,
10. Sanayide makine-yoğun tekniklerin kullanılması,
11. Eğitim sistemi.

IV. TÜRKİYE’DE İSTİHDAM POLİTİKALARI

Tüm ülkelerde ortak sorun olarak karşımıza çıkan istihdam sorununa her ülke kendi yapısına uygun farklı politikalarla yaklaşmıştır. Bu yaklaşımlar iki uç nokta arasında bir yerde bulunmaktadır. Bu uç noktalardan biri işsizlik sorununun çözümünü ekonomik gelişmeye bırakan liberal yaklaşımlar ve diğeri de bu sorunu toplumsal bir sorun olarak kabul ederek istihdam politikalarına öncelik veren yaklaşımlardır. Ülkemizde iktidarlar istihdam sorununun çözümüne ekonomik kalkınma sürecinde çözülebilecek bir sorun olarak bakmışlardır. Ancak bu dolaylı yaklaşım sorunu daha da büyütmüştür (Gündoğan, 2001, 123).

Türkiye’de işsizliğin çözülmesine yönelik politikalar planlı döneme geçişle birlikte başlamıştır. Ancak bugüne kadar işsizlik sorunuyla mücadelede başarılı olan bir uygulama ortaya çıkmamıştır.

I. Beş Yıllık Kalkınma Planı(1963-1967); bu plan, istihdamdaki hedefleri şu dört noktada toplamaktaydı: işsizlik meselesini çözmek, çalışanların mesleki seviyelerini yükseltmek, her basamakta yeterliliğe dayanan bir çalıştırma politikasıyla yetişenleri yerinde kullanmak ve sağlam bir sosyal hareketlilik yaratmak ve çalışan nüfusun çeşitli meslek gruplarına bölünüşündeki dengesizlikleri ortadan kaldırarak dengeli bir dağılım sağlamaktır (Gündoğan, 2001, 125). 

Emeğin değerlendirilmesine dayanan tarım dışı çalışmaların arttırılması, özellikle inşaat sektöründe insangücü yoğunluğuna dayanan teknolojilerin uygulanması öngörülmüştür.

II.Beş Yıllık Kalkınma Planı(1968-1972); tarımda el sanatlarının geliştirilmesi yanında, maliyeti arttırmaksızın işgücü yoğunluğu yüksek, sermaye tasarruf edici ve istihdam yaratıcı sektörlere öncelik verilmesi düşünülmüştür. İşsizlik sorununun çözümü ekonomik büyümeye bağlanmıştır.

Ayrıca genç istihdamına ilişkin bölümlerde yer almaktadır.  “Yaygın eğitim yoluyla köylerde yaşayan genç nüfusun, özellikle de genç kızların ve kadınların gelişen iktisadi ve sosyal hayatın gereklerine uyumlarını sağlayacaklar programlar düzenlenecek, bu eğitim imkanı ve işe yöneltme hizmeti, köyden şehre göçen genç nüfusa ve sehirde çalışanlara temin edilecektir.” (Gündoğan, 2001, 126) 
 
III.Beş Yıllık Kalkınma Planı(1973-1977); üretimde maliyet ve kalite yönlerinden dış rekabetin önemli olduğu alanlarda en ileri teknolojilerin kullanılması teklif edilmiştir.  İstihdam sorununun kesin çözümünün sanayileşme sürecindeki hızlanmaya bağlı olduğu belirtilmiştir.

I. Planda istihdam kalkınma hızından sonra ikinci derecede sosyal bir hedef olarak ele alınırken, II. Planda da bağımsız bir hedef olma özelliğini kazanamamıştır ve ekonomik büyümenin fonksiyonu olarak görülmüştür. III. Planda ise, sanayileşme ana hedef olarak alınmış , istihdama kısa dönemli yaklaşım bırakılarak istihdamın uzun dönem içinde çözüleceği düşünülmüştür (Ekin, 2000, 374).

IV. Beş Yıllık Kalkınma Planı(1979-1983); girişim yeteneği olan orta nitelikli teknik insan gücünün yetiştirilmesi için özel programlar, kurumlaşmalar ve özendirmeler  söz konusu edilmiştir. 1983 yılında Küçük Sanayi Geliştirme Teşkilatı KÜSGET kurulmuştur. 

 V. Beş Yıllık Kalkınma Planı(1985-1989); küçük işyerlerinin teşvik edilmesiyle ilgili temel politikalar ele alınmıştır. Dönemin istihdam politikalarının ilkeleri, küçük teşebbüslerin önceliğine ve teknolojik yenilikleri takiben sanayii yapısına dayanmaktadır. Bu dönemde Milli Eğitim, Tarım, Orman ve Köy İşleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Milli Savunma, Sanayii ve Ticaret, Maliye ve Gümrük Bakanlıkları yanında, Hazine ve Dış Ticaret, DPT, Başbakanlık Sosyal ve Kültürel İşler Başkanlığı’ndan oluşan “İstihdamı Geliştirme Yüksek Koordinasyon Kurulu” kurulmuştur.  Bu çerçevede 1985 yılından itibaren çok sayıda beceri kazandırma kursu açılmıştır.  Organize Sanayi Bölgeleri kurularak planlı şekilde sanayinin gelişmesi sağlanmaya çalışılmıştır. 1986’da İş Vakfı kurulmuştur. Bu vakfın amacı kendi işini kurmak veya kurulu işini genişletmek isteyen küçük ve orta ölçekli işletmelere destek sağlamaktır.    

 VI. Beş Yıllık Kalkınma Planı(1990-1994); hızlı, dengeli ve istikrarlı bir kalkınma süreci içinde gelir dağılımını iyileştirmek, işsizliği ve yöresel gelişmişlik farklarını azaltmak, planın başlıca amaçları arasında kabul edilmiştir. Ayrıca genel hedefler doğrultusunda yatırımların teşvik edilmesi, müteşebbis ruhunun ve teşebbüs gücünün geliştirilmesi, küçük ve orta ölçekli teşebbüslerin desteklenmesi, küçük ve orta ölçekli teşebbüslerin geliştirilmesi için ise mevzuatta ve uygulamada karşılaşılan güçlüklerin ortadan kaldırılması ve bu teşebbüslerin gelişmesinin desteklenmesi önerilmiştir. KÜSGET 1990 yılında KOSGEB’e dönüşmüştür. 

VII. Beş Yıllık Kalkınma Planı(1996-2000); işgücünün eğitiminin artırılmasıyla birlikte bunların yurt dışında istihdam edilebileceği üzerinde durulmuştur. Temel eğitim 8 yıla çıkarılmıştır. Yurtdışına yatırım yapan müteahhitlik firmaları sınırlı sayıda işgücünü yurtdışına götürmüşlerdir. Ancak bu dönemde Balkanlardan belli bir oranda işgücü ucuz işçi olarak Türkiye’ye gelmiştir. 2000 tarihinde yürürlüğe giren İşsizlik Sigortası bu alanda uluslararası standartları yakalamada önemli bir gelişmedir.

3 Kasım 2002 tarihinde yapılan genel seçimle kurulan 58.Hükümet’in programında istihdamla ilgili olarak şu ifadeler yer almıştır,

“Vatandaşlarına geçimlerini sağlayacak iş imkanları oluşturmak, çağdaş devletin temel görevlerindendir.
Genç bir nüfusa sahip olan ülkemiz, artan nüfusa yetecek istihdam alanı açamamaktan kaynaklanan “yapısal işsizlik” sorunu ile karşı karşıyadır. Bu sorunların çözüme kavuşturulması ve işsizliğin azaltılması için aşağıdaki tedbirler alınacaktır:
· Ulusal ekonomi stratejisi belirlenirken tam istihdam hedef alınacak, bu hedef gözetilerek ekonomik büyümeye, reel sektör yatırımlarını artırmaya ve üretime dönük politikalar geliştirilecektir.
· Ülke gerçeklerine ve teknolojik gelişmelere cevap verecek bir insangücü planlaması yapılacak, mesleki ve teknik eğitime ağırlık verilecektir. Her yaştaki işsiz ve mesleksiz kişilerin, ilgilerine, yeteneklerine ve fiziki özelliklerine uygun meslek sahibi olabilmeleri amacıyla kısa süreli eğitim ve danışmanlık hizmetleri etkin hale getirilecektir.
· İstihdamdan alınan vergiler ve primler gözden geçirilerek, gerekli önlemler alınmak suretiyle, haksız rekabete yol açan kayıt dışı istihdam ve yabancı kaçak işçi çalıştırılması önlenecektir.
· İstihdam yaratmadaki etkinlikleri ve esneklikleri, konjonktürel dalgalanmalara uyum kabiliyetleri, bölgeler arası gelişmişlik ve gelir farklılıklarının giderilmesindeki önemleri dikkate alınarak, KOBİ’lerin gelişmesi desteklenecektir.
· Emek-yoğun bir sektör olması ve beraberinde yüzü aşkın alt sektörleri harekete geçirmesi nedeniyle inşaat sektörünü canlandırıcı önlemler alınacaktır.“(WWW doküman: http://www.basbakanlik.gov.tr/ bakanlarkurulu/58/program.html )


V.AVRUPA BİRLİĞİNDE İŞSİZLİK VE İSTİHDAMIN YAPISI

2002 yılı Avrupa İstihdam Paketinde üye ülkeler istihdam yapıları bakımından incelenmiş ve önerilerde bulunulmuştur. Bu raporda bazı ülkelerle ilgili olarak aşağıdaki yapılar ortaya çıkmıştır (TİSK, 2002, 8-21);

Çalışma çağı nüfusunun en büyük olduğu ülke Almanya’dır.  Bu ülkede toplam istihdam oranı %65,3 ile AB ortalamasını aşmıştır. İşgücünün %4’ünü oluşturan uzun süreli işsizlikteki düşüş oldukça yavaştır. 55-64 yaş grubundaki istihdam oranı %37,3’dür. Çalışma hayatı üzerindeki vergi yükü yüksek düzeydedir. AB’de ücrette cinsiyet farkının en fazla olduğu ülkelerden biri Almanya’dır.

Fransa’da toplam istihdam oranı %62,2’dir. 55-64 yaş grubunda istihdam oranı %29,7’dir. İşsizlik oranı %9,5 ile AB ortalaması olan %8,2’nin üzerindedir. 
İtalya’da istihdam oranı %53,5’dir. Kadınların %36,6 ve yaşlıların %27,8 istihdam oranları AB içindeki en düşük oranlardır. İşsizlik %10,5’dir ve bölgesel farklılıklar yoğundur.  Kadın işsizlik oranı erkeklerden iki kat fazladır. İşgücünün eğitim düzeyi de yeterli değildir.

Yunanistan, AB içinde istihdam oranı en düşük ülkelerden biridir. Toplam istihdam oranı %55,6 ve kadınlar için ise %49,9’dur. İşsizlik %11 düzeyindedir. Yeni işlerin yaratılması konusunda potansiyel bulunmasına rağmen işsizlik artmaktadır. Genç ve kadın işsizliği yoğundur.

İngiltere, işsizlik oranını 2000 yılında %5,5’e düşürmeyi başarmıştır. Erkeklerde %77,8 ve kadınlarda %64,6 olan istihdam oranları AB ortalamasının üzerindedir. Gençler ve yaşlılar arasındaki sürekli işsizlik yeteri düzeyde azaltılamamıştır. İşgücünde temel nitelik düzeyi düşüktür ve işgücü verimlilik düzeyi düşüktür.

Belçika işgücü piyasası; istihdam oranının %60.5'e yükselmiş olması nedeniyle iyileşme göstermiştir. İşsizlik oranı ise %7'ye gerilemiş (AB ortalaması olan % 8.2'nin altındadır.) ve istihdamdaki büyüme AB ortalaması ile (%1.8) aynı düzeye gelmiştir. Ancak, uzun vadeli sorunların çözümü için zamana ihtiyaç vardır.

Danimarka, AB'de kadın istihdam oranının en yüksek (%71.6) olduğu ülkedir. Ayrıca, AB içinde erkek istihdam oranı en yüksek (%80.8) ülkelerden biridir ve işsizlik oranının düşük olduğu ülkeler arasında yer almaktadır. Dolayısıyla, Danimarka'da işgücü piyasası çok iyi bir konumdadır. Ancak, yapılan analizler; vergi yükünün azaltılmasına ve işgücü piyasasına katılım oranının yükseltilmesine ilişkin istihdam kılavuz ilkeleri ve tavsiyeler açısından daha fazla çaba gösterilmesine ihtiyaç olduğunu göstermektedir.

İrlanda, ekonomi ve istihdam bakımından oldukça iyi bir performansa sahiptir. 2000 yılındaki toplam istihdam oranı %65.1 ile AB ortalamasının üzerinde seyretmiş ve zaten düşük olan işsizlik oranı da tüm gruplar bakımından azalmayı sürdürmüştür. Bununla birlikte, istihdamda cinsiyet farkı hala yüksek düzeylerdedir ve düşük olan ileri eğitime katılım oranının yükseltilmesi için daha fazla çaba gösterilmesi gerekmektedir

VI. AVRUPA BİRLİĞİ İSTİHDAM POLİTİKASI

Günümüzde, dünya genelinde çok önemli ve hızlı bir yapısal ve ekonomik dönüşüm süreci gerçekleşmektedir. Son 20 yıllık dönemde hız kazanan ve ekonomiler üzerindeki etkisini giderek artan oranda hissettiren bu sürecin merkezlerinden biri küreselleşme olgusudur. Bu durum, uluslararası norm ve standartların önemini artırmıştır. Küreselleşme sürecinin olumsuz sonuçlarının en aza indirilmesi açısından, işgücü piyasalarının geliştirilmesi ve modernleştirilmesi büyük önem kazanmaktadır.

Teknolojik gelişme ve bilgi toplumuna geçiş üretim biçimlerini ve istihdamı doğrudan etkilemektedir. Yeni iş yaratamamanın getirdiği sıkıntılar, demografik yapı nedeniyle işgücüne dahil olacak nüfusun azlığı, çalışma yaşamında bulunan yaşlı nüfusun nitelik eksikliği ve gençlerin istihdama geçişteki problemleri AB’de işgücü piyasasının temel sorunlarıdır. Bilgi toplumuna geçişin, teknolojik gelişmelerin ve değişimlerin, işgücü piyasalarında da yansımaları hissedilmekte ve bu değişmelere uyum sağlayabilmek için, bir an önce birtakım yapısal önlemler alınması gerektiği AB tarafından yayımlanan tüm ekonomik raporlara ve gerçekleştirilen toplantılara konu olmaktadır (WWW doküman: http://www.İskur.gov.tr/ gkarar.html).

23-24 Mart 2000 tarihinde Lizbon’da toplanan AB Zirvesi, esas itibariyle, ekonomik reform ve sosyal uyuma dayalı olarak küresel çağın gereklerine uygun düşecek yeniliklere ve reformlara yönelmiş, gelecek 10 yılı kapsayan bir stratejik hedef belirlemiştir. Lizbon Zirvesinde özellikle aktif bir istihdam politikasının geliştirilmesi üzerinde durulmuş ve 4 temel alanda gayret gösterilmesi önerilmiştir (TİSK, 2000, 10);

1. “Özellikle Avrupa çapında bir iş veri tabanı ve öğrenme fırsatları içeren istihdam hizmetleri sunulması yoluyla istihdam edilme şansının arttırılması ve nitelik açıklarının kapatılması; işsiz insanların nitelik açıklarını kapatmasına yardımcı olacak özel programların geliştirilmesi;

2. Avrupa sosyal modelinin bir temel unsuru olan yaşam boyu öğrenmeye, sosyal taraflar arasındaki yenilik ve yaşam boyu öğrenme anlaşmalarını teşvik ederek, yaşam boyu öğrenme ile çalışma süresinin esnek belirlenmesi ve iş rotasyonu arasındaki tamamlayıcılıktan yararlanarak ve ilerlemede çok başarılı olan firmalar için bir Avrupa ödülü koyarak, daha fazla öncelik verilmesi;

3. Büyük kıtlık çekilen hizmet ve kişisel hizmet alanlarında istihdamın arttırılması;

4. Mesleki bölücülüğün azaltılması ve iş yaşamıyla aile yaşamının bağdaştırılmasının kolaylaştırılması da dahil olmak üzere, fırsat eşitliğinin her yönüyle geliştirilmesi.”

Daha sonra hazırlanan, Avrupa Birliğinin 2002 yılı için kılavuz ilkelerinin, istihdam edilebilirlik, girişimcilik, uyum sağlama, eşit fırsatlar olmak üzere 4 temel kriteri bulunmaktadır ve

İstihdam dostu vergi politikaları,
İşletmelerin idari yüklerinin azaltılması,
Aktif işgücü politikaları,
Cinsiyet ayrımcılığının önlenmesi,
Kayıt dışı sektörün kayda alınması,
Sosyal korunmanın modernleştirilmesi,

AB’nin odaklanacağı hususlar arasında sayılmıştır (TİSK, 2002, 3).  Üye devletlerin aşağıda yer alan Avrupa hedeflerine katkıda bulunmak suretiyle, istihdam oranlarını yükseltici ulusal hedeflerini belirlemeleri istenmiştir.

Ocak 2005 tarihine kadar toplam istihdam oranında %67’ye, kadın istihdam oranında %57’ye;
2010 yılına kadar %70 toplam istihdam oranına ve %60’ın üzerinde kadın istihdam oranına;
2010 yılına kadar yaşlıların(55-64 yaş grubu) istihdam oranının %50’ye ulaşılması.(TİSK, 2002, 26)

AB İstihdam Paketinde, istihdam edilebilirliğin geliştirilmesi, girişimciliğin ve iş yaratılmasının geliştirilmesi, işyerlerinin ve çalışanların uyumlarının teşvik edilmesi, kadın ve erkekler için eşit fırsat politikalarının güçlendirilmesi konuları üzerinde durulmuş ve bunlarda alt başlıklara ayrılarak üye devletlere yapmaları gerekenler sunulmuştur (TİSK, 2002, 28-34).

VII. TÜRKİYE VE AB İLİŞKİLERİ

Türkiye, batının sanayi devrimi sonrasında, uzunca bir dönemde gerçekleştirdiği gelişmişliği, kısa bir dönemde gerçekleştirmeye çalışmış, bunun için de tarımdan sanayi sektörüne bir an önce geçme arzusunda olmuştur. Bu sıkıştırma sonucu, işgücü piyasasında kent-kır işgücü piyasaları, formal-informal sektör, kadın-erkek istihdamı, tarım-sanayi istihdamı gibi ikili yapılar oluşmuştur. Yıllar itibariyle, azalan bir eğilim göstermesine rağmen, tarımdaki istihdam halen yüksek bir düzeydedir. %35 ile tarım sektörü AB ortalaması olan %5.5’in çok üzerindedir. Hizmetler sektörünün istihdamdaki payı ise yüzde %40’lar düzeyindedir. Kadın istihdamı açısından değerlendirildiğinde; hem işgücüne katılım, hem de istihdamda olma bakımından AB ülkelerine göre oldukça dezavantajlı bir durum söz konusudur (WWW doküman: http://www.iskur.gov.tr/gkarar.html ).

AB’nin 2000 yılı ilerleme raporunda Türkiye’nin kısa vadede de üzerinde durması gereken öncelikler içerisinde istihdam ve sosyal politikalar konusuna şu şekilde değinilmiştir. “AB Müktesabatı ile uyum için bir strateji ve ayrıntılı bir program benimsenmesi. Çocuk işgücü sorunu ile mücadele için yapılan çabaların daha güçlendirilmesi.” Aynı raporda orta vadeli öncelikler olarak, “Kadınlara karşı ayrımcılığın geride kalan biçimleri ile cinsiyet, ırk veya etnik köken, din veya inanç, sakatlık, yaş veya cinsi yönelim temelindeki her türlü  ayrımcılığın kaldırılması. İş hukuku , kadın ve erkeklere eşit muamele, mesleki sağlık ve güvenlik ve halk sağlığı alanlarındaki AB mevzuatının iç hukuka aktarılması, ilgili idari yapılar ve sosyal güvenliğin eşgüdümü için gerekli olan yapıların güçlendirilmesi. Ortak istihdam incelemesinin başlatılması da dahil olmak üzere, ileride Avrupa istihdam stratejisine katılım perspektifi ile ulusal istihdam stratejisinin hazırlanması ve bu bağlamda, özellikle devam eden ve hızlanan yapısal değişimin etkisi olmak üzere, işgücü piyasası ve sosyal gelişmeleri izleme kapasitesinin geliştirilmesi.”  ele alınmıştır. Başbakanlık Genelgesinde kısa vade 31 aralık 2001, orta vade ise 31 Aralık 2003 olarak belirlenmiştir (WWW doküman: http://www.dpt.gov.tr)

Türkiye 2001 yılında, ulusal programda istihdam ve sosyal politika konusunda şu düzenlemelerin yapılacağını belirtmiştir (WWW doküman: http://www.dpt.gov.tr);
 
Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun çıkarılması gerekmektedir. ( Çıkarıldı)
 İş Güvencesine İlişkin Yasal Düzenlemeler gerçekleştirilecektir. (Çıkarıldı)
Çocuk işçiliğinin önlenmesine ilişkin çalışmaların güçlendirilmesi çerçevesinde;
1475 sayılı İş Kanununda değişiklik yapılarak 15 yaşın altındaki çocukların çalıştırılmasının kesinlikle yasaklanması, (Yapıldı)
15-18 yaş grubundaki çocukların çalışabilecekleri hafif işleri ve bu işlerin bulunduğu sektörlerin belirlenmesine yönelik hazırlık çalışmalarının tamamlanması,
2000'de başlatılan ILO/IPEC (International Programme on the Elimination of Child Labour ) projesinin sürdürülmesi öngörülmektedir.
 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ve 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu'nda ihtiyaç duyulan değişikliklerin yapılması gerekmektedir.
Ekonomik ve Sosyal Konseyin teşkilat ve görevlerine ilişkin kanun tasarısının yasalaşması önemli görülmektedir.
Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkındaki Kanun tasarısının yasalaşması önem arz etmektedir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İşgücü Piyasası Bilgi Danışma Kurulu oluşturulacaktır.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Meclisi kurulacaktır.
Meslek Standartları Kurumunun oluşturulması gerekmektedir.

Cinsi ayrımcılığın giderilmesine yönelik olarak :
Ücretli doğum izinleri ile ebeveyn iznine ilişkin yasal düzenlemenin tamamlanması;(Tasarı halinde)
"Aile reisi" kavramının kaldırılmasına ilişkin yasal düzenlemenin tamamlanması;(Yapıldı)
Sosyal güvenlik açısından gerekli eşitlikçi düzenlemelerin yapılması;
Cinsiyetçi uygulamalarda ispat yükünün işverene bırakılmasına ilişkin yasal düzenlemenin yapılması gerekmektedir.

VIII.SONUÇ

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliğinin önündeki en önemli engellerden birisi işsizliğin süreklilik göstermesi ve işgücü piyasasının sorunlu yapısı vardır. Türkiye’nin öncelikli amacı AB standartlarını ülkesine taşımak, kendi iç mevzuatını AB mevzuatına uyumlu hale getirmek ve bunların uygulanması suretiyle sosyal, siyasal, idari ve ekonomik alanda  reformları gerçekleştirmek ve böylece ülke ekonomisinin dengeli büyümesini sağlamaktır. Belli bir denge içerisinde büyüyen ekonomide istihdamı arttırıcı politikalar olarak öngörülen yatırım, üretim artışını gerçekleştirmektir.

Türkiye’de işsizliği önlemeye yönelik tedbirlerin alınması planlı dönemle başlamış olmasına rağmen işsizlik sorununun çözümünde başarıya ulaşmış istihdam politikaları bulunmamaktadır. 1960-1980 yıllarını kapsayan planlı dönemde işsizliğin sürekli bir nitelik kazanmasının nedeni, bu sorunun çözümünün ekonomik büyümeye bırakılması ve öncelikli sorunlar arasında yer almamasıdır. Ancak, yeterli büyüme ve istihdamdaki yapısal dönüşüm sağlanamayınca, bu sorun sürekli bir nitelik kazanmıştır. 1980 sonrasında da istihdam sorununun çözümünün özel girişimcilere bırakılması, devletin işsizlik sorununun çözümünde etkin rol almaması, işsizliğin boyutlarını genişletmiştir (Gündoğan, 2001, 149).

Hükümetler, işsizlik sorununun toplumun moralini bozan ve kişileri umutsuzluğa iten bir sosyal sorun olduğu unutulmamalı ve bu sorunun çözümünde etkin rol almalıdır. Geçici politikalar bir kenara bırakılıp, uzun vadede bu sorunu çözecek sağlam politikalar uygulanmalıdır.

Başol(2001)’a göre istihdamı arttırabilmek için şu önlemler alınmalıdır;
1. Sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde sanayi geliştirilmeli,
2. Üretim faktörleri ihracata yönlendirilmeli,
3. İstihdam yaratıcı temel proje ve sektörlere öncelik verilmeli,
4. İmkan ölçüsünde emek yoğun teknolojiler tercih edilmeli,
5. Büyük sanayinin küçük sanayi ile entegrasyonu sağlanmalı,
6. Milli enerji kaynakları geliştirilmeli ve enerji üretim tesisleri bir an önce devreye sokulmalıdır. Özellikle büyük barajın yerine küçükler tercih edilmeli,
7. Yurt dışından özellikle müteahhitlik dalında işler alınmalı,
8. Kırsal yörelerde iş imkanları yaratılmalı,el,ev ve köy sanatları geliştirilmeli,hediyelik eşya yapımı organize bir biçimde ele alınmalı,
9. Tarımda da çok işgücü gerektirecek ürün türlerine ağırlık verilmelidir.
10. Yurt dışına vasıfsız işgücü sevki için gerekli anlaşmalar yapılmalıdır.
11. Şehirleşme disiplin altına alınmalı,
12. Kamu sektörü alt yapı yatırımları hızlandırılmalı,
13. Ev üretimini geliştirmeli,
14. Kendi işini kurana yardım edilmeli,
15. Atıl kapasiteler giderilmeli,
16. Makro paket projeler uygulanmalı, (ağaçlandırma, batak kurutma, S.B., sınır ticareti)
17. Organize Sanayi ve Küçük Sanayi bölgelerinin sayısı arttırılmalı,
18. Tasarruf projeleri geliştirilmeli,
19. Konut üretimi teşvik edilmeli,
20. Tevsi projelere gidilmeli,
21. Nufus planlaması,aile planlaması uygulanmalı,
22. Atölye tipi projeler uygulanmalı,
23. Turizm pansiyonculuğu geliştirilmeli,
24. Özel üniversite kurulmalı,
25. B.İ.G.(Bölgesel İstihdamı Geliştirme)projeleri uygulanmalı,
26. İşletmecilik problemleri olan kuruluşlara yardım edilmelidir.

Kısa vadede ekonomik dengelerin oluşmayacağı öngörüldüğünden  istihdamı arttırıcı politikaların uygulama şansı az görülmekte olup, işsizliğin ortadan kalkması mümkün değildir. Orta ve uzun vadede aşağıda belirtilen önlemlerin alınması halinde Türkiye’de işsizliğe çözüm bulunabileceği düşünülmektedir;

Nüfus artış hızının AB ülkeleri ortalamasına düşürülmesi yani %1 seviyesine çekilmesi,
Mevcut nüfus yapısında, istihdam olunabilir genç nüfus oldukça yüksek orandadır, bu nüfusun iş niteliklerinin bilgi çağı gereklerine uygun şekilde arttırılması,
İstihdam açığı bulunan ülkelerin bu alandaki ihtiyaçları kurumsal olarak izlenmeli ve nitelikli işgücünün dış piyasalarda çalışabilir duruma getirilmesi,
Ülke içerisinde istihdamı geliştirmenin ön koşulu olan yatırım projelerinin geliştirilmesi için;
1. Yatırımcılara uzun vadeli ve ucuz iç veya dış finansman kaynaklarının yaratılması,
2. Yatırımlara vergi kolaylığı sağlanması ve teşvik verilmesi,
3. Belli bir ölçek büyüklüğünden fazla istihdam sağlayan işletmelere vergi indirimlerinin getirilmesi,
4. Sosyal güvenlik kesintilerinin dengeli hale getirilmesi,
5. Hizmet sektöründe özel girişimciliğin arttırılması,
6. Yabancı sermayenin yurt içine çekilebilmesi için kolaylıkların sağlanması,
 gibi uygulamalar yapılmalıdır.

YARARLANILAN KAYNAKLAR


Başak Ekonomi Dergisi,  OECD ve Türkiye İşgücü Piyasasına Bir Bakış, http://www.basakekonomi.com.tr/arsiv/oecd.html, 2 Aralık 2002

BAŞOL Koray, Türkiye Ekonomisi, Anadolu Matbaası, İzmir 2001

Devlet İstatistik Enstitüsü, http://www.die.gov.tr, 2 Aralık 2002

Devlet Planlama Teşkilatı,  http://www.dpt.gov.tr, 2 Aralık 2002

EKİN Nusret, Türkiye’de Yapay İstihdam ve İstihdam Politikaları, İstanbul Ticaret Odası, İstanbul 2000

GÜNDOĞAN Naci,  Genç İşsizliği, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları, Eskişehir 2001

KILIÇBAY Ahmet, Türk Ekonomisi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara 1992

SEYİDOĞLU Halil, Ekonomik Terimler Sözlüğü, Güzem Can Yayınları, İstanbul 1999

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu, Avrupa Birliği İstihdam Paketi, TİSK yayın no:217, Ankara 2002

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık, http://www.basbakanlik.gov.tr/ bakanlarkurulu/58/program.html, 2 Aralık 2002

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu,   http://www.tisk.org.tr/duyuru/duyuru68.htm, 2 Aralık 2002

Türkiye İş Kurumu, Genel Kurul Kararları 2001, http://www.iskur.gov.tr/gkarar.html, 2 Aralık 2002


Sonraki Konu

Geleneksel Maliyetleme ve Teknolojinin Maliyetlere Etkisi


Duyuru

Facebook sayfamiza üye olun


Duyuru
Sitemizde güncelleme çalismalari devam etmektedir.
Görüs ve önerilerinizi bizimle paylasabilirsiniz ! mail adresimiz : endustrimuhendisligi@hotmail.com